Müze

Müze

Mısır-İskenderiye şehri: MÖ.330 yılında, Büyük İskender tarafından kurulmuştur. Ancak, MÖ.323 yılında, Büyük İskender ölünce, İmparatorluk, generalleri arasında paylaşılır. Ptolemy Soter isimli general: Mısır bölgesini alır ve MÖ.320 yılında, İskenderiye şehrini, başkenti yapar.
Önceleri, Nil deltasında küçük bir balıkçı köyü olan İskenderiye şehri, Mısır ülkesinde, general Ptolemy’nin soyundan gelen hükümdarların merkezi yaşam alanı olur ve zamanla gelişerek muhteşem entelektüel ve kültürel bir merkez haline gelir. Yani, dönemin en muhteşem şehirlerinden biridir.

Aynı dönemde, sürgüne gönderilen Atina valisi, bilgin ve hatip Falirolu Demetrius: MÖ.295 yılında, dönemin kralı I. Ptolemy Soter’i, yörede bir kütüphane kurmaya ikna eder. Demetrius: içinde, dünyadaki bütün kitapların birer kopyalarının bulunacağı bir kütüphane yapmayı ve bunun Atina ile yarışmasını hedeflemiştir.
Sonunda: kral Ptolemy hikayesinde, Demetrius tarafından muhteşem bir tapınak kurulmuş ve bunun adı “Muses” yani “İlham perileri” olarak verilmiştir.
Evet, Musaeum Tapınağının ismi, günümüzdeki “Müze” kelimesinin kaynağıdır.

Aranan kelimeler:

20 Şubat 2012
bosluk

El Dorado, Altın Adam efsanesi

El Dorado, Altın Adam efsanesi

Amazon bölgesinde, muhteşem yağmur ormanlarının derinliklerinde gömülü, muazzam zenginliklere sahip bir şehir. El Dorado kelimesini, ilk kez, bir sinema filminde duymuştum. Bu filimde: bir kısım maceraperest, zorlu ve uzun bir yolculuktan sonra: büyük kaya bloklarının içinden geçtiklerinde, her tarafı altınlarla dolu, büyük bir şehirle karşılaşıyorlar ve film, bu son ile bitiyordu. Ama, söylediğim gibi, bu sadece bir film. El Dorado efsanesi her ne kadar gerçek ise de, bu şehir ve efsanede sözü edilen muhteşem zenginlikler, günümüze kadar olan 450 yıllık süreçte bulunamadı. Ama, yinede, böyle bir efsane, özellikle Güney Amerika bölgesinde ve hatta dünyanın birçok yerinde yıllarca inanılan ve halen de inandırıcılığı sürdürülen bir söylentidir. Bu yüzden, bu söylenti-efsane hakkında, gelin birlikte, geçmişte bir yolculuğa çıkalım.

EFSANE:
Efsane: Güney Amerika’da, Kolombiya ve Peru topraklarında yaygındır. Bu bölgede: bir zamanlar “Muisca” denilen bir kabile bulunmaktadır. Bunlar, bölgedeki diğer kabilelerden ayrı: And dağlarının üzerinde, 2500 metre yükseklikte yaşamaktadırlar ve kendilerine ait gelenek, görenek ve adetleri bulunmaktadır. Bunun yanında, bu kabilenin insanları: “altın” işleme konusunda çok gelişmiş ve usta olmuşlardı.
Birçok konuda gelişmiş olan bu kabile üyeleri, özellikle yaptıkları söylenen bir törenle önem kazanıyorlardı. Bu tören: yeni bir kralın veya başrahibin işbaşına geldiğinde düzenleniyordu. Tören yeri ise: günümüzdeki “Bogota” şehrinin kuzeyindeki “Guatavita gölü” idi.
Ayinin başlangıcında: yeni hükümdar, gölün tanrılarına, adaklar sunuyordu. Devamında ise, kabile üyeleri tarafından sazlardan yapılan ve içi tütsü ve kokularla doldurulan bir sal hazırlanıyordu. Bunun yanında: yeni hükümdarın vücuduna reçine sürülüyor, sonra bunun üzerine ince altın tanecikleri yerleştirilerek, tam bir altın adam ortaya çıkarılıyordu. Yeni hükümdar, bu işlemler sonucu hazır olduğunda ise, daha önce hazırlanan sala bindiriliyordu. Ama, sala onunla birlikte: altın ve zümrüt yığınları, altın taçlar, kolyeler, süsler, küpeler ve diğer birçok değerli eşya ve 4 hizmetkar bindiriliyordu.
Sal: trompetler ve fülütlerin çaldığı müzik eşliğinde, kıyıdan ayrılarak, gölün ortasına kadar gidiyor ve oraya ulaştığında, çevre sessizliğe bürünüyor ve salda bulunan hizmetkarlar: sal içinde bulunan tüm değerli eşyaları “adak” olarak, gölü döküyorlardı. Böylece, yeni önder: kral ünvanını alıyordu.

Evet, bu bir efsane ama, zamanla bazı araştırmacılar, bu efsanenin içinde, bazı gerçek noktaları ortaya çıkarmaya çalışmışlardır.

John Heming isimli araştırmacı: 17’nci yüzyılda, bölge insanının vücutları ve giysilerine, sivrisineklerden korunmak için, reçine veya bir tür yağ sürdüklerini belirtir. Bu durumun, özellikle, Venezuella Örinico nehri kıyısında yaşayan kabilelerde, yaygın olduğu söylenir. Belli kutlama günlerinde ise, bu kabile insanları, bu reçine veya yağ tabakası üzerine, çok renkli çizimler yapıyorlardı. Efsanede ismi geçen “Muisca” kabilesi ise, altın bakımında çok zengindi ve bunun doğal sonucu olarak, vücutlarına sürdükleri reçine veya yağın üzerine, altın parçacıkları bezemeleri, doğal bir sonuç olarak düşünülebilir.

16’ncı yüzyılın İspanyol savaşçıları, israrla, bu ünlü şehri aramışlardır. 1569 yılında, 300 İspanyol ve 1500 yerliden oluşan büyük bir ekip, El Dorado şehrini bulmak üzere, Kolombiya’nın başkenti Bogota’dan yola çıkarlar, ancak yaptıkları bu 3 yıllık yolculuk, tam bir felaketle sonuçlanır ve geri döndüklerinde, yalnızca 64 İspanyol ve 4 yerli kalmıştır.
1596 yılında, İngiliz kaşif Sir Walter Raleigh, şehrin yerini tam olarak bildiğini yazmıştır.
Araştırmaların temelinde: Muiscaların, Guatavita Gölünde yaptıkları tören bulunmaktadır. Çünkü, yukarıda söz ettiğim gibi, bu tören sırasında, gölün ortasında, birçok değerli maden, gölün sularına atılmaktadır. Zaten, El Dorado şehrinin de, bu gölün yakınlarında bulunduğu tahmin edilmektedir. Hatta, bu göl, birçok kez kurutulmaya çalışılmış, ancak başarılı olunamamıştır. Ancak, göl kıyısında, çamurlu kısımda, bir miktar altın levhalar ve zümrüt bulunmuştur. Yine de, elde edilen bu ganimet, gölde bulunduğu iddia edilen servetin, çok çok küçük bir kısmıdır. Evet, 20’nci yüzyılın ortalarına kadar, gölde kurutma çalışmaları, son hızla sürdürülmüş, ancak altın yığınlarına ulaşılamamış ve 1965 yılında, Kolombiya Hükümeti, bu kurutma çalışmalarını engellemek için, gölün bulunduğu alanı, doğal koruma altına almıştır.

1969 yılında, 2 tarla işçisi, Bogota şehri yakınlarında, Pasca kasabası civarındaki bir mağarada: 26 cm. uzunluğunda ve zarifçe işlenmiş bir altın sal maketi bulurlar. Sal maketi üzerinde: hepsi şık başlıklar ve kıyafetler giymiş, 10 hizmetkar tarafından taşınan bir kral figürü bulunmaktadır. Birçok kişiye göre, bu buluntu: Muisca kabilesinin, Guatavita gölünde yapmış oldukları yeni kral töreninin en büyük kanıtıdır.

GÜNÜMÜZ:
Günümüzde de, Peru ve Kolombiya ülkelerinde, bu efsanevi şehir aranmaya devam edilmektedir. Ancak, 450 yıllık bir geçmişi olduğuna inanılan bu efsanevi şehir ve hazinenin bulunması umudu: gelecek nesillere kadar sürecektir. Belki de, bu efsanevi şehir ve muazzam altın hazineleri, bir söylentinin ortaya çıkardığı bir hayal ürünü de olabilir.

Aranan kelimeler:

19 Şubat 2012
bosluk

İnternet, Dünyada ortaya çıkışı, Türkiye’de ilk kullanımı

İnternet, Dünyada ortaya çıkışı, Türkiye’de ilk kullanımı

Evet, internet: teknik olarak, birçok bilgisayarın ve bilgisayar sisteminin birbiriyle bağlantısıdır. Diğer bir anlamda, sürekli olarak büyüyen bir iletişim ağı da denilebilir. Şu anda, sizinde bu satırları okurken kullanmakta olduğunuz, internet sistemi, dünya üzerinde, bilgisayarın ortaya çıkışı gibi, yine Amerika’da ortaya çıkmış bir teknoloji harikasıdır ve hatta, daha da ileri gidilerek, yeni bir çağın başlangıcı, bilgi çağının, bilginin paylaşımı çağının başlangıcı olarak da nitelendirilmektedir.

İnternet, dünya üzerinde ilk kez: bilgisayarların birbiriyle konuşması, haberleşmesi olarak: 1965 yılında, Amerika’da gerçekleştirilmiştir. Çünkü: internet sisteminin temelinde, bilgisayarların birbirleriyle haberleşmesi, kendilerindeki bilgilerin birbirlerine aktarımı esası bulunmaktadır.

1969 yılına gelindiğinde ise: Amerika’nın çeşitli Üniversitelerinde bulunan; bir ana bilgisayar ve 4 merkez arasındaki ilk bağlantı sağlanmış ve böylece “İnternet” sisteminin ilk temelleri atılmıştır. Amerikan Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulan bu sisteme: “ARPANET” ismi verilmiştir.

Takip eden süreçte: birçok merkezdeki bilgisayarlar, ARPANET sistemine bağlanırlar.

1972 yılına gelindiğinde: ARPANET içinde, ilk e-mail iletişimi kullanılmaya başlanır.

1983 yılına gelindiğinde ise: internet ağının ana halkası, ARPANET içinde kullanılmaya başlanır. Bu arada: 1984 yılında, Amerikan Savunma Bakanlığı, ARPANET içinden ayrılarak, kendi askeri internet sistemi olan “MİLİTARY NET” sistemini kurarlar.
1986 yılına gelindiğinde: ARPANET, Amerika çapında, birçok bilgisayar merkezini kapsar hale gelir. 1995 yılında: sistem, özel şirketlerin ortak işletmesine geçer.

Takip eden süreçte: internet sistemi: birçok ülkede, binlerce bilgisayar ağı arasında, milyonlarca kullanıcı tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Yani: ilk olarak, 1969 yılında ortaya atılan, bilgisayarlar arasındaki bu haberleşme sistemi: 1995 yılında, yani yaklaşık 24 yıl sonra, tüm dünyada kullanılır hale gelmiştir.

Gelelim ülkemize, yani Türkiye’de, internet kullanımına:

Ülkemizde, internet, ilk olarak: ODTÜ’de; Nisan 1993 tarihinde kullanılmaya başlanmıştır.

1994 yılında ise, Ege Üniversitesinde, internet bağlantısı sağlanmıştır. Ardından, 1995 yılında, Bilkent Üniversitesi, 1996 yılında ise, Boğaziçi Üniversitesi ve İTÜ, internet bağlantılarını gerçekleştirmişlerdir.

1999 yılında, TTNET isimli yeni bir internet ağ altyapısı oluşturulmuştur. 2000’li yılların başında, bu omurga üzerinden, birçok akademik kuruluş ve ilgili birimler, internet ulaşımına kavuşmuşlardır.

Aranan kelimeler:

17 Şubat 2012
bosluk

Kredi kartı

Kredi kartı

Dünya üzerinde ilk kredi kartı: 1920’li yıllarda, Amerika’da kullanılmıştır. Çünkü, aynı dönemde, Amerika’da; otomobil sahipleri, yakıt giderleri artınca, buna çözüm aramışlar ve birkaç akaryakıt firması: çeşitli kartlar yaratarak, bu kartlar ile kullanıcılarının daha uygun şartlarda akaryakıt almalarını sağlamışlardır. Bu kartları üretin firmalar arasında ilk öne çıkan: 1921 tarihinde, müşterilerine ücretsiz kart dağıtan “Western Union” olmuştur.

1934 yılına gelindiğinde, bu kez: Amerikan Hava Taşımacılığı birliği tarafından “Hava Seyahat Kartı” üretildi ve yolcuları tarafından kullanılmaya başlandı. Bu kartlar üzerinde: ilk olarak: müşteri hesabını gösteren numaralandırma sistemi uygulanmaya başlandı. 1940 yıllarına gelindiğinde, bu seyahat kartları, birçok firma ve yolcu tarafından kullanılmaya başlandı. 1948 yılında ise, “Air Travel Card” olarak isimlendirilen bu kart: bütün dünyada, kuruluşun üyeleri tarafından kullanılmaya başlandı, yani “Dünya üzerinde geçerliliği olan ilk kart” olarak tarihe geçti.

Bu uçuş kartı dışındaki ilk düzenleme ise, 1958 yılında, yine Amerika’da gündeme gelmiş, “Bank of Amerika”, “Bank Americard” isimli, modern kredi kartının ilk uygulamasını ortaya çıkarmıştır. Yani: Amerika’daki ilk kredi kartı olarak: BankAmericard kabul edilir. Kredi kartı öncülerinden Bank of America: 1965 yılından itibaren, bankalara “Bank Americard” çıkarmaları için lisans vermeye başlamıştır.

1970 yılına gelindiğinde, bu kez, Amerika dışında ilk kredi kart uygulaması, Barclaycard ismiyle, İngiltere’de görüldü.

1974 yılına gelindiğinde: International Bank Americard (Banco) kurulmuş ve aynı banka, 1977 yılında ismini “VİSA” olarak değiştirerek, günümüzde, günlük yaşamımıza giren önemli bir kelime ortaya çıkmıştır. 1992 yılına gelindiğinde ise, bu kez: Avrupa’da, Europay İnternational isimli kuruluş kurulmuş ve “Master Card” ortaya çıkmıştır.

Evet, gelelim ülkemizde, kredi kart kullanımına: Ülkemizde, ilk kredi kartı: 1968 yılında kullanılmış ve aynı yıl uygulamaya konulan “Diners Clup” isimli kart: birkaç bin kişiye dağıtılmıştır.
Daha sonra: “American Express” kartları, ülkemizde kullanılmaya başlanmıştır.

1975 yılından sonra ise, kredi kartı kullanımı yaygınlaşmış ve “Eurocard, Mastercard ve Access kart” piyasaya girmiştir.

Fakat, 1980 yılından sonra, ülkemizde ki bankalar da kredi kartı uygulamasına girmişler ve ülkemizdeki kredi kartı kullanımı, hızla yayılarak günümüzdeki milyonlarla ifade edilen rakamlara ulaşmıştır.

Bu arada: kredi kartı kullanımında önemli bir aracı olan ATM cihazları da, ülkemizde, ilk olarak 1987 yılında devreye girmiştir. İlk pos terminali ise: 1991 yılında kullanıma geçmiştir. 1994 yılında, ülkemizde ilk “çipli kart” uygulaması başlatılır.

1999 yılında, bu kez, taksitli kredi kartları uygulamaya girmiştir. 2000 yılında,

Günümüzde ise, ülkemizde 13 banka tarafından, kredi kartları müşterilerine yaygın olarak dağıtılmaktadır. Çünkü: bankacılık sistemi gereği: mudilerinden küçük faiz oranlarıyla topladıkları mevduatları, kredi kartı kullanıcılarına, 3-4 misli fazla faiz tahakkuk ettirerek kullandırmaktadırlar.

Unutulmaması gereken en büyük gerçek: başta Amerika olmak üzere, dünyanın gelişmiş hiçbir ülkesinde, gerek kredi kartı ve gerekse başka herhangi bir şekilde taksitli alışveriş yoktur. Hatta: bu ülke satıcıları, “taksit” kelimesini dahi bilmemektedirler. Elbette, bunun sonucunda, bir Amerikalı, eğer cebinde veya kredi kartının bağlı bulunduğu hesapta para varsa harcama yapar, alışveriş yapar ve son birkaç yılda, bu konuda sıkıntı yaşadıklarından, birçok Amerikalı alışverişini kısıtlamış ve bunun sonucu olarak, Amerika’da, ekonomi durma seviyesine kadar gerilemiştir. Yani: Amerikalı, cebinde veya hesabında para varsa harcama yapar.

Peki, biz ve bizim gibi ülkelerde: kredi kartı denilen bu plastik kart, birçok imkan sunmaktadır ve özellikle kredi kartı ile uzun vadeli ve taksitli harcamalar yapabilme imkanı yaratılmaktadır. Bu durum kişilerin menfaatine midir? Asla, bu durum, yalnızca ticari sektörün hareketliliğinin sürdürülmesi, ekonominin hareketliliğinin sürdürülmesi, üretimin artması, büyüme demektir. Ama öte yandan, bu plastik kartlar, tüketicilerin yani ülke insanının, farkında olmadan, gelecek aylardaki gelirlerinin “ipotek” altına alınması yani “BORÇLANMALARI” demektir. Yani: cebimizde veya hesabımızda olmayan parayı harcıyoruz ve gelecek aylarda, bu büyük borçları, başka krediler veya kredi kartları ile ödemeye çalışıyoruz. Kişisel bazda durum bu, biraz önce sözünü ettiğim gibi, bu arada, ekonomi büyüyor ve küresel firmalar bundan yeterinden fazla nemalanıyor.

İşte, kredi kartı bu. Uygulama kötü mü? Hayır. Kredi kartı uygulaması, insanları yanında nakit taşıma gerekliliğinden kurtarıyor, ama insanların bu kredi kartlarını kullanabilmeleri için bilinçlendirilmesi, eğitilmesi gerekliliğini de unutmamak gerek. Kredi kartı: hesabınıza göre belirli ve yeterli düzeyde kullanılmalı ve taksitlendirmeye girilmeden, günü geldiğinde, yapılan harcama kapatılmalıdır.

Evet, dünyaca belirlenen standartlara göre, ölçüleri: dünyanın her yerinde: 85.6 x 53.98 mm boyutlarındaki kredi kartları, günümüzde, cüzdanlarımızda ne kadar çok yer kaplıyor ise, unutulmamalıdır ki, kişisel bazda, tehlike o kadar büyümektedir ve dikkat etmek kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Aranan kelimeler:

16 Şubat 2012
bosluk

cumhuriyet tarihi Son Yazılar FriendFeed

kişi siteyi ziyaret etti