<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarihinizinde.com &#187; Osmanlı Tarihi</title>
	<atom:link href="http://tarihinizinde.com/category/osmanli-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tarihinizinde.com</link>
	<description>Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Atatürk</description>
	<lastBuildDate>Sun, 15 Aug 2010 10:38:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Tarihte bir ilk, İlk uçak gemisinin batırılışı</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/tarihte-bir-ilk-ilk-ucak-gemisinin-batirilisi/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/tarihte-bir-ilk-ilk-ucak-gemisinin-batirilisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 10:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alexand]]></category>
		<category><![CDATA[Alexandra]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[ben my cheer]]></category>
		<category><![CDATA[Birde]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Cheer]]></category>
		<category><![CDATA[Denizcilik]]></category>
		<category><![CDATA[gemifaciasıismet]]></category>
		<category><![CDATA[gizli kahramanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hangar]]></category>
		<category><![CDATA[Hatta]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[ilk batırılan uçak gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk uçak gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk uçak gemisini batıran türk]]></category>
		<category><![CDATA[ilk uçak gemisinin batırılışı]]></category>
		<category><![CDATA[inebahtı deniz savaşı hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Irlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Isabet]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman türk askerleri]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman türk topçuları]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Koca]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılarda resim ve heykeltraşlık]]></category>
		<category><![CDATA[paris 2]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Ii]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte bir ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Toplar]]></category>
		<category><![CDATA[türk kahramanları]]></category>
		<category><![CDATA[uçak gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>
		<category><![CDATA[Yolcu]]></category>
		<category><![CDATA[yzb mustafa ertuğrul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=396</guid>
		<description><![CDATA[Evet: yanlızca, 23 yaşındaki bir Türk, topçu subayının başarıları, denizcilik tarihinde kendine pek yer bulamaz. Çünkü: İngiliz ve Fransızlar, yaşadıklarının utancından, bu başarıyı, tarih sahnesinde duyurmak istemezler. Kendi kayıtlarına (Loyd) göre: Alexanda gemisinin, mayına çarparak battığını belirtiyorlar. İngilizler ise, uçak gemilerinin: 15 cm. lik toplarla batırıldığını yazıyorlar, bu da yalan. O koca gemiyi batıran toplar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tarihinizinde.com/wp-content/2010/04/batan-uçak-gemisi.1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-397" title="batan uçak gemisi.1" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2010/04/batan-uçak-gemisi.1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Evet: yanlızca, 23 yaşındaki bir Türk, topçu subayının başarıları, denizcilik tarihinde kendine pek yer bulamaz. Çünkü: İngiliz ve Fransızlar, yaşadıklarının utancından, bu başarıyı, tarih sahnesinde duyurmak istemezler. Kendi kayıtlarına (Loyd) göre: Alexanda gemisinin, mayına çarparak battığını belirtiyorlar. İngilizler ise, uçak gemilerinin: 15 cm. lik toplarla batırıldığını yazıyorlar, bu da yalan. O koca gemiyi batıran toplar, yanlızca 7.7 inçlik idi.</p>
<p>Bu genç Türk subayı: o kadar, değişik bir insandır ki: Paris II gemisinin batırılışında; top mermilerinden birinin, gemide bulunan Fransız bayrağına isabet etmesine çok üzülür ve gemiden kurtulan Fransız gemi kaptanına, bu yüzden üzüntülerini bildirir. Bayrağa saygı, düşünün Fransız bayrağına bu derece saygılı bir insan, kendi ülkesinin bayrağı hakkında ne düşünür, elbette her türlü fedakarlığı.</p>
<p>Xxxxxxxxx</p>
<p>1916-1917 yılı, I.Dünya Savaşı son hızı ile sürüyor. Kaş ilçesinin hemen karşısına, Meis adasının limanına, İngiliz ve Fransız gemilere, sık sık demirlemekte ve burayı bir üs olarak kullanmaktadırlar.</p>
<p>Bunlar: İngilizlerin “Ben My Cheer” adlı uçak gemisi, bunu koruyan 2 torpido muhribi ve Fransızların “Paris II” isimli kuruvazörü. Birde, Fransızların Alexandra isimli gemisi.</p>
<p>Ben My Cheer: 114 metre uzunluğundadır. Geminin adının anlamı: “Kalbimin kadını.” Saatte: 24.5 mil hız yapabilmektedir. 6 uçak taşımaktadır. Gemi: 1908 yılında inşa edilmiş. İlk yapılış amacı: İrlanda ve İngiltere arasında, yolcu taşımak. Zamanına göre: çok büyük ve bir buharlı gemi için çok hızlı bir gemi. Hatta: kırdığı hız rekoru, uzun bir süre kırılamamış. Daha sonra; savaş başladığında: güvertesine büyük bir hangar yapılır ve bu hangarlarda uçak taşımaya başlanır. Ancak: o tarihlerde, uçaklar gemiden havalanmıyorlardı. Güvertede bulunan bir vinç: uçakları karaya bırakıyor ve uçaklar, yanlızca karadan havalanıyorlardı. Gemi: I.Dünya savaşı sırasında: Çanakkale, Ege kıyıları, Filistin, Süveyş ve Kızıldeniz sularında görev yaptı. Çanakkale’den geri çekilme sırasında kullanıldı. Evet: her ne kadar, Yzb.Mustafa, tarihe, bir uçak gemisini ilk batıran Türk olarak geçti ise de: bu gemi de, isim olarak, tarihe, ilk batırılan uçak gemisi olarak geçti. İşte: İngilizler, hala, bunun utancını taşıyorlar.</p>
<p>Paris II: 1896 yılında inşa edilen gemi, buharlı makine ile işliyordu. 60 metre boyunda ve 14 metre genişliğindedir. 3 güvertesi, 2 ambarı ve başaltında bir yaşam bölümü var.</p>
<p>Bu ve benzeri düşman gemileri: I.Dünya savaşı süresince; Anadolu kıyılarını sürekli denetim altında tutarlar. Türk motor ve kayıkları batırılır, yerleşim birimleri, zaman zaman bombalanır. Özellikle: bölgenin zorlu coğrafyası sonucu: yol bulunmaması nedeniyle, Türkler, askerlerine kumanyalarını, Meis adası ile Alanya arasındaki bölgede, 10-15 yelkenli teknelerle dağıtmaktadırlar. Bu tekneler, geceleyin aldıkları erzakı karakollarımıza dağıtıyorlar ve yine geceleyin Antalya’ya geri dönüyorlardı. Ancak: düşman gemileri, bu durumu bildikleri için, bu tekneleri yakalamakta ve kumanyalara el koyarak veya tekneleri batırarak, Türk askerlerinin bulundukları yerlerde aç kalmalarına neden olmaktadırlar. Özellikle: bu düşman gemileri, karadan herhangi bir saldırı ihtimali olmadığını bildiklerinden, korkusuzca kıyılara yanaşmakta ve her türlü zararı vermekteydiler.</p>
<p>Ayrıca: Fransız filosu: bu sıralarda, Antalya limanına girer ve dört büyük un fabrikasını imha ederler. Buna karşılık: sahile yerleştirilmiş, Türk obüs ve sahra bataryaları: bu gemilere karşı, herhangi bir şey yapamamışlardı. İzmir’den Mersin’e kadar olan bu bölgede: Fransızlar, Paris II ve Alexandra isimli kuruvazörler ile, devriye görevi yürütüyorlardı. Bu gemiler, sıra ile, her hafta sahillerimize pek yakın seyrediyorlar ve bazen de ıssız yerlere casus çıkarıyorlardı.</p>
<p>Evet: Yzb.Mustafa’nın bataryası, Antalya’dan hareket eder ve 7 Aralık 1917 tarihinde: Ava koyu açıklarında, hakim bir buruna yerleşirler. Tahkimat bitirilir ve yem olarak hazırlanan yelkenli: Ava iskelesine bağlanır. Finike’ye kadar uzanan bölgedeki jandarma telefonundan yararlanarak ve Selidonya burnuna gözcüler yerleştirerek; bu yelkenli ava gelecek gemiler beklenmeye başlanır. 13 Aralık 1916 günü: sabah saat: 08.00’de: Finike’deki telefondan, iki düşman gemisinin, Adrasan istikametine geçtikleri rapor edilir. Seldonya burnundaki gözcüler de, aynı haberi doğrularlar. Batarya: kıyıda, çok iyi gizlenmiştir. Saat: 11.15 civarlarında, Fransızların Paris II ve Alexandra gemileri, top batarya mevzilerinin, yaklaşık 6 km. önünden geçerler ve limandaki yelkenli av teknesini görünce, istikametlerini limana çevirirler. Alexandra: top mevzilerine o kadar yakın durmuştur ki, mevzilerden atılacak bir taş bile, geminin güvertesine düşecek yakınlıktadır. Paris II gemisi ise, bataryaya, yanlızca 800 metre uzaklıktadır.</p>
<p>Bataryadaki toplar: Paris II gemisine çevrilir. Bu arada: geminin topları da köye çevrilir. Kıç direğine büyük bir Fransız bayrağı çekilir. İndirdiği motor ile: 10 kadar silahlı Fransız askeri, kıyıdaki yelkenliye doğru ilerler. Bu arada: sahili makineli ile tararlar ve motor yelkenliye yanaşır, kıyıdaki ipini keserler, arkasına takarak, dönmeye başladığı sırada: bataryanın kıyıda bulunan piyade takımının baskın ateşi, motoru durdurur. Motorun içindeki Fransız askerleri tamamen öldürülür.</p>
<p>Bunun üzerine: sıra toplara gelir. Süratle ateşe başlanır. Atılan ilk dört atımın; üç tanesi denize düşer, diğerinin düştüğü yer görülmez. (Sonraki dönemde, geminin esir alınan süvarisinden öğrenildiğine göre: bu görünmeyen atım, doğrudan geminin makine dairesine isabet etmiş ve geminin yerinden hareket etmesini engellemiş.</p>
<p>Daha sonraki, seri ateşte: atışlardan onda sekizi gemiye değmeye başlar. Gemi; herhangi bir karşılık veremez, kaçmaya çalışır, ancak makinasının bozulması nedeniyle, hareketleri yavaşlar. Her iki bordasından çıkardığı sisle, kendisini gizlemeye çalışır. Ancak: yanlızca 1100 metreye kadar açılmayı becerebilir ve batar. Yapılan 145 atımdan, 110 tanesi gemiye değmiştir. 18 dakika süren bu mücadelenin sonucunda, geminin cephaneliği de infilak eder. Gemi alabora olarak batar.</p>
<p>Bu arada, diğer gemi: Alexandra’ya gelince: batarya topları Paris II üzerine yoğunlaşınca, Alexandra zikzaklar çizerek kaçmaya başlar, bunun üzerine, batarya tüm ateş gücünü Paris II üzerinde yoğunlaştırır ve diğer gemi ile meşgul olunmaz. Bunun sonucunda: Alexandra, kendini kurtarır ve asla geri dönmemek üzere, bölgeden uzaklaşır.</p>
<p>Paris II batınca: denize dökülen düşman askerleri kurtarılmaya başlanır. Saat: 16.00’ya kadar, deniz üzerinde kalan düşman askerleri: Alexandra gemisinin dönüp kendilerini kurtaracağını umarak, teslim olmak istemezler. Burada yine ilginç bir olay gerçekleşir. Batarya askerlerinden yüzmeyi bilen olmadığından: denizdeki Fransız askerlerini toplamak için, Ava köyünde bekçilik yapan, siyah derili Veysel ağa ismindeki biri, denize girerek, yaralı askerleri kurtarmaya çalışır. İki Fransız askerini denizden kurtarır, ancak bu sırada, kendilerini kurtarmak üzere denize gelen, bu siyah derili insan, birçok askeri korkutur ve korkudan uzaklaşanlar boğularak ölürler.</p>
<p>Sahile yüzerek çıkan, yaklaşık 20 kişi ise teslim olur. Bunların içinde: Paris II gemisinin kaptanı da bulunmaktadır. Bu şahıs ile Yzb. Mustafa arasında geçen bir konuşma, tarih sahnesinde, insanımızın karakterini yansıtması açısından ilginçtir. Şöyle ki: Yzb.Mustafa, top atışı sırasında, Fransız bayrağının vurulması nedeniyle, Fransız kaptan’dan af diler. Bayrağa saygı, yazının baş kısmında belirttiğim gibi, düşman bayrağına bu derece saygılı bir insanın, kendi bayrağı için neler yapabileceğini düşünmek gerek.</p>
<p>15 Aralık 1916 tarihinde, kahraman batarya, görevini başarmış olmanın mutluluğu ve yanındaki esirler ile birlikte, Antalya’ya hareket eder. Halk, batarya şehre girerken, büyük bir tezahüratla karşılar. Esirler, yaya olarak, bataryanın gerisinde, şehre girer.</p>
<p><a href="http://tarihinizinde.com/wp-content/2010/04/batan-uçak-gemisi.2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-398" title="batan uçak gemisi.2" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2010/04/batan-uçak-gemisi.2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Evet: sahillerimizi sürekli sıkıntıya sokan bu İngiliz ve Fransız gemileri: Meis adasında demirliyorlardı. Adadaki , Ben My Cheer isimli gemiden kalkacak uçakların; Kaş bölgesindeki Türk mevzilerini bombalayacaklarından endişe edilir. Özellikle, bu uçaklar: bölgedeki Yzb.Mustafa’nın topçu bataryalarını havadan arıyorlardı.</p>
<p>Bunun üzerine: Antalya’da görev yapan, topçu bataryası komutanı Yzb.Mustafa Ertuğrul yeni bir plan yapar ve planını, Antalya bölge sorumlusu, 135.Alay Komutanı, Alman yarbay Fon Şiristet’e anlatır.</p>
<p>“Bir gece ansızın Antalya’dan gizlice ayrılacak, meçhul bir istikamete gidiyor gibi yapıp, Ava koyuna gideceğim, Meis adası limanına hakim bir buruna bataryamı yerleştireyim ve İngiliz kuruvazörünü, avlamaya çalışayım. “</p>
<p>Evet, bu plan kabul edilir ve Yzb.Mustafa: bataryasını oluşturan, yanlızca 4 tane olan: 7.7 inçlik; Erhard topları ve cephaneleri, gülleleri: gerek at-katır ve gerekse insan gücü ile; patika yolu dahi bulunmayan ormanlık alanda taşıtarak; tam gemilerin demirledikleri bölgenin karşısında konuşlandırır. Bu fasıla: tam iki ay sürer. Bataryada: 30 kadar, Türk askeri bulunmaktadır.</p>
<p>Derken: düşündükleri yere varırlar ve mevzilenirler. Düşman gemileri: mevzilendikleri yere, yaklaşık 4.5 km. uzaklıktadır. Yani: bütün gemiler, bataryanın ateş menzili altındadır. Özellikle: büyük kuruvazör, uçak gemisi tam karşılarındadır.</p>
<p>İngiliz uçak gemisi: Meis adasındaki, Fransız garnizonuna erzak getirmiştir. Erzaklar kıyıya taşınmıştı. Günlerden: Pazar. Geminin bacaları kapatılmıştır. Yani: geminin ani bir hareketi mümkün değil. Geminin bandosu; adada, kasabanın meydanında, batı ezgileri çalmakta ve Yunanlı ada halkı; bu ezgiler ile coşmaktadır.</p>
<p>Yzb.Mustafa: her türlü hazırlıkları yapar ve saat: 13.25’de ilk atış yapılır. Uçak gemisinin yakınlarında bir patlama olur. Askerler ve ada halkı: önce, bu patlamanın bir hava saldırısı olduğunu sanırlar, bir topçu bataryasının ateşi olduğu asla akıllarına gelmez. Çünkü: yolu olmayan, o dik zirvelere topların ve mermilerin yanlızca bir çılgın tarafından çıkarılmasının mümkün olabileceğini düşünüyorlardı.</p>
<p>Oysa, Türk topçusunun, nişan alma amaçlı salladığı ilk merminin patlamasıdır bu. Hemen ardından: top mermileri yoğun olarak limandaki gemilerin üzerine yağmaya başlar. Türk topçusunun ateş ettiği nokta: öylesine yüksek ve uzaktır ki, Meis adası kıyılarındaki İngiliz gemilerinden, Türk topçu bataryasının bulunduğu yere doğru yapılan atışlar; kesinlikle bataryanın bulunduğu yere ulaşmıyordu.</p>
<p>Ancak: bu saldırıya, gemilerden kısa süre sonra karşılık verilir. Çatışma şiddetlenip, uçak gemisinin büyük çaplı topları bizim mevzilere yönelince, bataryamızın bütün topları, uçak gemisine yöneltilir. Tüm ateş gücü ile, İngiliz uçak gemisi vurulmaya başlanır.</p>
<p>Atılan mermilerden biri; gemiye isabet eder. Hem de, geminin tam hangarına. Hangarda bulunan uçaklar: yakıtlarıyla birlikte yanmaya başlar. Bunun üzerine: geminin mürettebatı, hemen gemiyi terk eder, denize atlarlar. Koca gemi: yavaş yavaş batar. Toplam: 36 dakikalık bir top atışı sonundaki başarı; İngiliz uçak gemisi: sulara gömülür. Bataryadan yapılan: 145 atıştan, 110 tanesi, gemiye isabet eder. Gemide bulunan yaralılar ise; kurtarma sandalları ile kıyıya çıkarılırlar. Gemi tamamen sulara gömülmez, yarısı batar, yarısı su üzerinde kalır. İngilizler, gemiyi bu halde bırakıp giderler. Uçak gemisi, dört yıl boyunca, orada öylece kalakalır. 1921 yılında, gemi tekrar yüzdürülür. Ancak: Yunanistan’ın Pire limanına götürülmek için. Orada: bir süre kalır ve hurda olarak Almanlara satılır. Daha sonraki tarihte: Ben My Cheer gemisinden haber alınamaz.</p>
<p>Biz yine, olay gününe dönelim. Gemi komutanı, gemiyi son olarak terk eder. Yalnız: bu komutan ile ilgili, ilginç ve komik bir durumu gelişir. Komutan: yüzerek sahile çıktığında, sahildeki Yunanlı ada halkı: İngiliz askerlerine yardım etmek için çırpınmaktadır. Bu arada: yüzerek kıyıya ulaşan geminin kaptanının üstündeki ıslak giysileri çıkarılır ve ilk buldukları birkaç paçavra giysiyi, geminin kaptanına giydirirler. Üniformasını ise, kurusun diye asarlar. Bunun sonucunda: muhteşem uçak gemisinin, büyük kaptanı: Meis adası çarşısında, üzerinde eski-püskü bir kıyafet ile gezerken görülür ve olayın matrak bir yanı olarak, bu durum da, tarihe kaydedilir.</p>
<p>Böylece: dünya denizcilik tarihinde, ilk kez, bir uçak gemisi, 27 Aralık 1916 tarihinde: Türk topçuları tarafından batırılır, denize gömülür. Bu çatışmada: uçak gemisinin yanında, aynı yerde konuşlu bulunan: 200’e yakın yelkenli gemi ve sandal da batırılır.</p>
<p>Uçak gemisi battıktan sonra: Türk bataryasının toplarının ateşi devam eder. Adadaki telsiz istasyonu da vurulur. Tabii bu arada, adanın yerli halkı da panik içindedir. Bu ateşin ardından, adaya bir Türk askeri çıkartmasının olacağını düşünürler ve korku ile: kasabadan uzağa, tepelere doğru kaçmaya başlarlar. Tüm bu kargaşa da, yine komik bir olay gelişir. Vurulan İngiliz uçak gemisinde, içi para dolu bir kasanın, gemi ile birlikte denize gömüldüğü dedikodusu yayılır. Bunun üzerine: adanın gençleri, bu karmaşada: geminin enkazına dalışlar yaparak, bu kasayı ararlar.</p>
<p>Halkın büyük bölümü ve askerler ise, Meis adasının yerleşim bölümünü terk edip, tepelerdeki kiliselere sığınırlar. Hatta, takip eden dönemde, halkın bir bölümü: adanın çevresindeki mağaralarda, uzun süre yaşarlar. Adayı terk edip, Rodos adasına ve Mısır’a gidenler bile olur. İngiliz ve Fransız askerleri ise: Türkler tarafından yapılacağını düşündükleri çıkarmaya karşı; uzun süre, adada beklerler.</p>
<p>Sonraki dönemde: Yzb.Mustafa Ertuğrul, zor şartlar altında, Teke yarımadasında bataryası ile birlikte dolaşmaya ve gemi batırmaya devam eder. Sonraki kurbanları: Fransızların Paris II isimli gemisidir.</p>
<p><a href="http://tarihinizinde.com/wp-content/2010/04/batırılan-uçak-gemisi.3.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-399" title="batırılan uçak gemisi.3" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2010/04/batırılan-uçak-gemisi.3-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Gerek İngiliz uçak gemisi Ben My Cheer ve Fransız Paris II gemisinin batırılması sonucu: düşman gemileri, Türk kıyılarına intikam saldırılarına geçerler. Kıyıdaki yerleşim yerlerini, uzun süre bombalarlar. Artık, korkudan kıyıdan açıkta seyretmeye başlarlar. Topçu menzilinin dışında dolaşmaktadırlar.</p>
<p>Daha önce söylediğim gibi: bölgedeki Türk mevzilerindeki askerler için, kumanya ve malzeme dağıtan tekneler; düşman gemileri tarafından avlanmakta, batırılmakta veya yakalanarak malzemeye, kumanyaya el konulmaktadır. Ancak, korkudan kıyıya yaklaşmayan düşman gemilerini haklamak için, Yzb. Mustafa: bu durumu bildiği için, yine dahice bir plan yapar.</p>
<p>Düşman gemilerinin, yelkenli Türk teknelerine saldırdıklarını bildiklerinden, yaptığı plan: bir yelkenli tekne ile bağlantılı olur. Evet: bölgede dolaşan bir yelkenli tekne alınır. Teknenin kaburgasının iç tahtaları sökülür. Bu kaburgaların arasına: bol miktarda dinamit yerleştirilir. Tam merkezine ise: bu dinamitlerin ateşlenmesi için, bir top fünyesi yerleştirilir. Fünye halkası: bir telle; teknenin ortasına yerleştirilen portakal sandıklarının altına bağlanır. Dinamitlerin yerleştirildiği gövde kaburgasının iç tahtaları yine yerlerine takılır ve dinamitler gizlenir. Birbirine bağlı portakal sandıkları; düşman tekneyi ele geçirdiğinde, büyük olasılıkla, portakal sandıklarını; vinç ile kendi gemilerine alacaklar ve tam bu sırada, sandıkların altındaki fünye teli çeki nedeniyle, dinamitleri ateşleyecekti.</p>
<p>Düşünebiliyormusunuz; Japon intihar uçakları, kamikazeler gibi. Muhteşem bir plan.</p>
<p>Derken: Kemer ilçesi açıklarında: yelkenli, gerekli düzenlemeler tamamlandıktan sonra, denize açılır. Açık denizde, Fransız savaş gemisi, Alexandre. Göründüğünde, teknedeki daha önceden tembihli askerler, denize atlarlar ve kıyıya doğru yüzmeye başlarlar. Fransızlar: tedbiri elden bırakmazlar. Tekneye önce bir denizci çıkarırlar. Bir tuzak olup olmadığını araştırırlar. Türklerin: teknede bulunan kasa kasa portakalı zehirlediklerini düşünürler. Tekneye çıkan denizci; tekneden aldığı portakal numunelerini, Alexand gemisindeki doktora götürür, doktor portakalları inceler ve zehirli olmadıklarına kanaat getirir.</p>
<p>Bunun üzerine: tekne, Alexand savaş gemisine yaklaştırılır ve birbirine bağlı portakal sandıkları, geminin vinciyle, geminin güvertesine çıkarılmak istenir. Vinç çalıştırılır ve tam bu sırada: geminin gövde kaburgaları arasına gizlenmiş dinamitler ateşlenir, patlama olur ve geminin gövdesinde, büyük bir delik açılır, gemi kısa sürede batar ve yanlızca 18 dakikada, denizin dibini boylar. Evet, 11 Ocak 1917 tarihinde, yine büyük bir tarihi başarı, aklın-zekanın başarısı.</p>
<p>xxxxxxxxxx</p>
<p>I. Dünya savaşı bittiğinde: Mondros Mütarekesi imzalanır. Anadolu topraklarındaki tüm silah ve cephaneye el konulur. Topların kamaları sökülerek, etkisiz hale getirilir. O tarihlerde, Aydın bölgesindeki birlikleri denetlemekle görevli, batırılan Ben My Cheer gemisinin komutanı Charles R.Samson “ Gösterdiği kahramanlıktan dolayı, bu bataryanın toplarının kamalarını sökmek, askeri şerefe aykırıdır” diyerek, Yzb.Musfa Ertuğrul’un bataryasına dokunmaz.</p>
<p>I.Dünya savaşı sonrasında: kamaları sökülmeyen bu dört sahra topundan oluşan batarya: Kurtuluş Savaşına katılan ilk topçu birliğimizdir.</p>
<p>Ancak: yazının en başında belirttiğim gibi: gerek İngilizler ve gerekse Fransızlar; tarih sürecinde yaşadıkları bu olayın utancından; Yzb.Mustafa Ertuğrul’un bataryasının uçak gemisini batırdığı yere: bugün tatil köyü kurmuşlar. Bataryanın mevzilendiği yerde: büyük bir hatıra anıtı dikmemiz gerekirken; buralar, bir İngiliz ve bir Fransız tatil köyü tarafından işgal edilmiş. Bizler yinede; tarih sahnesinde, gururla hatırlamamız gereken bu olayı, yani uçak gemisinin, dört sahra topu tarafından batırılışını uzun süre unutmuşuz, ta ki; Kemer ilçesi önünde, deniz altındaki Paris II gemisine; dalgıçlar tarafından yapılan dalışlara kadar. Bu dalışlardan sonra; olaylar irdelenmiş ve tarihimizdeki bu gurur kaynağı olay; ortaya çıkmış.</p>
<p>11 Ocak tarihini unutmayalım, çünkü bu bizler için, atalarımızın akıl, düşünce ve güçlerinin en büyük ifadesi. Bugün: Antalya’lılar, bu kahramana sahip çıkmışlar. Yeniden düzenlenen Atatürk Parkında, Akdeniz’e bakacak şekilde, Yzb. Mustafa Ertuğrul’un bir heykelini diktiler. Antalya bölgesinde; çok kısa bir zaman ayıralım ve bu anıtı ziyaret edelim, geçmişimizdeki bu büyük başarıyı hatırlayalım, hatırlatalım, unutturmayalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/tarihte-bir-ilk-ilk-ucak-gemisinin-batirilisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;da Yeşil Kart</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/osmanlida-yesil-kart/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/osmanlida-yesil-kart/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 09:09:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[1571 lı heykeltraşlar]]></category>
		<category><![CDATA[antikçağda tarih yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[askeri maaş cüzdanı]]></category>
		<category><![CDATA[banker zarifi]]></category>
		<category><![CDATA[bogazliyan kaymakam bey ilkokulu]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet tarihinin batan markaları]]></category>
		<category><![CDATA[emirlerin yayınlanması]]></category>
		<category><![CDATA[hafik çınarlı]]></category>
		<category><![CDATA[HAFİK ÇINARLI tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[inebahtı deniz savaşı anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[korhan meral]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihindeki kuruumları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı yeşil kart işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlıda asker maaşları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda günlük hayat]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda yeşil]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıların romalılara verdikleri ad]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlını romalılara verdiği ad]]></category>
		<category><![CDATA[refah vapuru faciası]]></category>
		<category><![CDATA[siz bize saldırmakla sakalımızı traş ettiniz]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihini heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[tarihinizinde]]></category>
		<category><![CDATA[türklerin aldığı ilk savaş yenilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil kart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[Yenilgiyle biten 1768-1774 Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca Anlaşmasının ardından yapılan icraat ve beklenmedik olaylar, hazine giderlerini arttırır. Ancak, bu giderlerin getirdiği yükle başedecek çarelerin de beraber yürütülmesi gerekiyordu. Bu çarelerin en başında ise: lüksü ve ısrafı yasaklayan tedbirlere ait emirlerin yayınlanması oldu. Bu emirlerde, özellikle; devlet erkanı ve saray halkının, günlük hayat tarzı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><img class="alignleft size-full wp-image-313" title="osm" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2009/09/osm.jpg" alt="osm" width="125" height="94" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yenilgiyle biten 1768-1774 Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca Anlaşmasının ardından yapılan icraat ve beklenmedik olaylar, hazine giderlerini arttırır. Ancak, bu giderlerin getirdiği yükle başedecek çarelerin de beraber yürütülmesi gerekiyordu.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Bu çarelerin en başında ise: lüksü ve ısrafı yasaklayan tedbirlere ait emirlerin yayınlanması oldu. Bu emirlerde, özellikle; devlet erkanı ve saray halkının, günlük hayat tarzı ve giyim-kuşamına değiniliyor, kürkler ve pahalı kumaşlar için  dışarıya ödenen paraların, devleti büyük zarara uğrattığından söz ediliyordu.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Ayrıca: Kapıkulu Ocakları yeni ve  sıkı bir denetime tabi tutuldu. Bunun sonucunda ise, hazine giderlerinde büyük tasarruf sağlandı. Bazı askeri maaş cüzdanlarının (o zamanki adı: esame) zamanla, ilgisiz kişilerin eline geçtiği ve sahtelerinin türetildiği öğrenildi. Yapılan büyük bir operasyon ile, bunların tümü ayıklama işlemine tabi tutuldu. Yanlızca, hakkı olan kişilerde bulunması gereken, bu maaş kartları, haksız elde edenlerden geri alındı.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Düşününce, hayret etmemek elde değil. Geçenlerde; hakkı olmadığı halde, birçok kişide “yeşil kart” bulunduğu hakkında, basında bir çok yazı çıkmış  ve hayretle okumuştuk. Hatta: ev, apartman ve benzeri mal varlıkları bulunmasına rağmen, hala yeşil kart sahibi olan, birçok insanın bulunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Demekki; devletin olanaklarından bedava yararlanmak, geçmişten gelen, tarihi geçmişimizden gelen bir alışkanlık olsa gerek.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Bu arada; askeri maaş cüzdanlarının hakkı olmayanlardan geri alınması uygulaması operasyonunu Halil Hamid Paşa gerçekleştirmiş ve böylece Osmanlı hazinesi, yılda 1.9 milyon kuruş kadar kaybın önüne geçmiş. Ancak, bu icrat, Paşanın hayatına malolmuş.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/osmanlida-yesil-kart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlının Tarihinde İlk Dış Borcu</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/osmanlinin-tarihinde-ilk-dis-borcu/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/osmanlinin-tarihinde-ilk-dis-borcu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 08:57:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[borçlanmanın başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne Kuşatması]]></category>
		<category><![CDATA[fas]]></category>
		<category><![CDATA[fas tarihinde osmanlı imparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ilk dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[ilk dış borç osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[ilk dış borcumuz]]></category>
		<category><![CDATA[ilk kez dış borc]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti alınan ilk dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti dış borçları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti ilk dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devletinin aldığı dış borçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı devletinin dış borçları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devletinin ilk borç aldığı devlet hangisi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devletinin tarihteki tüm borçları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı dış borçları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı dışardan ilk borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı ilk borçlu savaş]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı ilk dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı ilk kez hangi devletten borç aldı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda dışardan alınan ilk borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk borç para]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk dış borç alınan ulke]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk dış borç alınması]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıdan ilk dış borç para aldığı devlet kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının borçları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlinin borcu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının dış borçları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının dış borcu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının ilk aldığı borc hangi devletten]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının ilk borcu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının ilk borcu hangi tarihte]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte ilk borç]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte ilk dış borç]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte ilk diş tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye de ilk dış borçlanmanın tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye DIŞ BORÇ TARİHİ]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin dış borc ile makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin dış borc tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin ilk borcu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[Koskocaman Osmanlı imparatorluğu, mali durumu bozulunca, dış borç almak üzere ilk akla gelen ülkenin adını duyduğunuzda, eminim ki sizlerde benim gibi hayretler içinde kalacaksınız. Evet, bu ülkeyi öğrenmeden önce, kısa bir hikaye anlatmakta fayda var. Buyrun: cihan imparatorluğu Osmanlı&#8217;nın mali durum bozulunca, ilk akla gelen ülke hangısı? Eylül 1784 tarihi, devletin ileri gelenleri toplanmışlar. Defterdar: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: left;"><img class="alignleft size-full wp-image-310" title="para" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2009/09/para.jpg" alt="para" width="137" height="94" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; text-align: left;">Koskocaman Osmanlı imparatorluğu,  mali durumu bozulunca, dış borç almak üzere ilk akla gelen  ülkenin adını duyduğunuzda, eminim ki sizlerde  benim gibi  hayretler içinde kalacaksınız. Evet, bu ülkeyi öğrenmeden önce,  kısa bir hikaye anlatmakta fayda var. Buyrun: cihan imparatorluğu  Osmanlı&#8217;nın mali durum bozulunca, ilk akla gelen ülke hangısı?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Eylül 1784 tarihi, devletin ileri  gelenleri toplanmışlar. Defterdar: mali sorunlardan ne anlamak  gerektiğini ortaya koymuş ve böyle bir  dönemde çare olarak uzun  vadeli önlemlerden ziyade, acil önlemler alınması gerektiğini  söylemiştir. Bunun üzerine: kısa vadeli önlemlerin başında:  dışarıdan borç alma fikri, ilk sırayı alır. Defter emini Hasan  Efendi: hazine giderlerinin daha fazla kısılmasının mümkün  omadığını söyler. Devamında ise, devletin para gereksinmesinin  ancak   yabancı ülkeden borç alınarak karşılanabileceğini  söyler. Ona göre: borç için başvurulacak ülkeler: Fransa,  Felemenk ve İspanya olabilir. Diğer bir rapor sahibi olan Süleyman  Fevzi Efendi de borç önerisinde bulunur. Fakat, onun görüşü  biraz farklıdır. Ona göre: Osmanlı Devletinin, bir hıristiyan  ülkesinden borç istemesi doğru değildir ve sakıncalıdır.  S.Fevzi Efendi, borç istenecek Müslüman</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">ülkeyi de belirtmektedir: Fas.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Okunan raporlarda ve yapılan  tartışmalarda: dış borç fikrinin gündeme gelmiş olması,  Osmanlı mali tarihi bakımından ne kadar ilginç ise, Süleyman  Fevzi Efendinin borç istenecek ülke olarak, ısrarla</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Fas üzerinde durması da o derece  ilginçtir. Tabii, bu ısrarın altında yatan gerçekler var.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Şöyleki, yaklaşık bir yıl önce,  Fas Hakimi; çeşitli armağanlarla birlikte İstanbul&#8217;a bir elçi  gönderir. Elçinin gelişi: Osmanlı devlet adamları için bir  Sürpriz olur. Elçi; din kardeşliğinden söz ederek,</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Osmanlıların gönlünü kazanır.  Elçinin ifadesine göre:  Fas Hakimi, fevkalade sevgi ve beslediği  Osmanlı devleti için her türlü yardım ve özveride bulunmaya  hazırdır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Fas elçisiyle yapılan görüşme  sırasında, Sadrazamın kafasında dış yardım fikri zaten  doğmuştu.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Elçinin söylediklerine göre: Fas  Hakimi: bir ara, İstanbul&#8217;a yüklüce bir miktar para göndererek,  Malta&#8217;daki müslüman esirlerin satın alınıp kurtarılmasını  ister. Eğer bu mümkün olmassa, paranın Haremeyn halkına  dağıtılmasını şart koşar. Osmanlı devleti: bu parayı<br />
esirlerin kurtarılması için kullanmaz. Ama, Haremeyn halkına da  dağıtmaz. Para: darphaneye girer.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Fas Hakimi, bunu öğrenince, parayı  geri ister. Paranın geri verilip verilmediği meçhul. Sonuçta: bu  paranın darphaneye girmiş olması, dış yardım olarak  değerlendirilirse, ilk dış yardım olması açısından öne  çıkıyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/osmanlinin-tarihinde-ilk-dis-borcu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnebahtı Deniz Savaşı, Osmanlının Bahtının Değiştiği Savaş</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/inebahti-deniz-savasi-osmanlinin-bahtinin-degistigi-savas/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/inebahti-deniz-savasi-osmanlinin-bahtinin-degistigi-savas/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 12:50:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[arbeküz]]></category>
		<category><![CDATA[arbeküz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkaledeki kürekçinin ne anlama geldiği]]></category>
		<category><![CDATA[haçlı orduları karşısında ilk yenilgi deniz savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[ilk osmanlı savaş yenilgisi adı]]></category>
		<category><![CDATA[inebahtı deniz savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[İnebahtı deniz savaşının öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[inebahtı deniz yenilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[inebahtı deniz yenilgisi tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[inebahtı deniz yenilgisi üzerine sokullu mehmet paşanın söylediği söz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[inebahtı deniz yenilgisinden sonra sokullu mehmet paşanın söylediği söz]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrısın osmanlıdan bu zamana kadar olan tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı deniz savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı inebahtı faciası]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi deniz savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi inebahtı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda deniz savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda donanma ve deniz savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk deniz savaşı yenilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda inebahtı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıdan bu zamana kadar olan deniz savaşları ve tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlını en büyük savaş gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlını en büyük savaş gemisinin ismi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının deniz donanması nasıl kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının deniz donanması nasıl kuuldu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının en büyük donanma gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[OSMANLININ EN BÜYÜK SAVAŞ GEMİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının ilk deniz savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[preveze deniz savaşının kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[Sokullu Mehmet Paşa’nın Venedik elçisine söylediği söz]]></category>
		<category><![CDATA[tne bahtı deniz savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yine bahti deniz savaşında sadrazamin söylediği sözü ve ne anlama geldiği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[İnebahtı&#8217;da Marquesa gemisinde çarpışan İsyanpol Cervantes, savaşın kazanılması üzerine, Don Kişot&#8217;a “Tüm dünya, Türkler&#8217;in yenilmez olduğu inancının ne kadar yanlış olduğunu öğrendi” diyor. Bu savaşın küçük bir hikayesi aşağıda, o zamana dek, yenilmez bir armada olarak öne çıkan Osmanlı donanmasının ilk yenilgisi olması açısından öne çıkan bir savaş. 7 Ekim 1571 tarihinde, Yunanistan-Korint Körfezinde, İnebahtı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><img class="alignleft size-full wp-image-302" title="inebahti" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2009/09/inebahti.jpg" alt="inebahti" width="111" height="78" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">İnebahtı&#8217;da Marquesa gemisinde çarpışan İsyanpol Cervantes, savaşın kazanılması üzerine, Don Kişot&#8217;a “Tüm dünya, Türkler&#8217;in yenilmez olduğu inancının ne kadar yanlış olduğunu öğrendi” diyor. Bu savaşın küçük bir hikayesi aşağıda, o zamana dek, yenilmez bir armada olarak öne çıkan Osmanlı donanmasının ilk yenilgisi olması açısından öne çıkan bir savaş.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">7 Ekim 1571 tarihinde, Yunanistan-Korint Körfezinde, İnebahtı  yakınlarında; Osmanlı ve Haçlı donanmaları karşılaşırlar. Haçlı donanması: İspanya krallığı ve Venedik dukalığı gemilerinden oluşuyordu. Kutsal ittifak adı altında, Papa&#8217;nın gözetiminde yapılan antlaşma sonucu, oluşturulan haçlı donanması, bölgede büyük bir güç haline gelir. Bu sırada: Osmanlı donanması ise, Kıbrıs&#8217;ın alınması sonucunda, eksiklerinin tamamlanması uğraşısı içindedir. Ancak: Osmanlı Divanında, donanmanın ihtiyaçlarının karşılanması konusunda anlaşmazlıklar oluşur. Anlaşmazlıklar o kadar ileriye gider ki, Osmanlı donanmasının başına, Sadrazam Sokullu tarafından, bir kara ordusu kumandanı olan Müezzinzade Ali Paşa getirilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Haçlı donanması: bir süre sonra, Osmanlı sularına doğru ilerlemeye başlar. Ali Paşa&#8217;nın yanlış tutumları, Osmanlı denizcilerinin karşı koymalarına neden olur.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Düşünebiliyormusunuz, karşınızda büyük bir güç var ve bizimkiler hala gerek devletin karar mekanizması olan Divan&#8217;da ve gerekse donanmanın yönetim kademelerinde, kendi aralarında çekişiyorlar. Ortak kararlar verebilmek ve bu kararlarda birleşebilmek mümkün değil. Bu şekilde girilen bir savaşın kazanılması mümkün mü?</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Kış mevsimi yaklaştığı için, levent gemileri ve derya beylerinin gemilerindeki tımar erbabının bir çoğu giderler. Savaşçı ve kürekçilerin de bir kısmı dağılır. Geri kalan asker, donanma gemileriyle, İnebahtı Limanına girip demirler. Halbuki, bölgede büyük bir haçlı donanmasının bulunduğu kesin. Aralarında bir antlaşma yapıldığı biliniyor, yine de donanmanın insan yapısının bozulması ve herhangi bir tehlike de, asla kaçış veya manevra imkanları bulunmayan İnebahtı Limanı gibi bir limana girip demirlenmesini anlamak mümkün değil.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Osmanlı savaş komuta kademesi toplanır ve en mantıklı karar; Uluç Ali Paşa&#8217;dan gelir. Paşa: bir çok sipahi ve yeniçerinin izine gönderilmesi nedeniyle, savaşa karşı çıkar. Ayrıca: donanmanın büyük eksikleri vardır ve gemilerin bakımlarının yapılması gerekmektedir. Ayrıca: düşman donanmasının, Liman ağzındaki Boğazhisar denilen geçitin kapatılması ile, Limana giremeyeceğini ve savunmada kalınmasını ister. Ancak: sert mizaca sahip Ali Paşa, daha önce hiç deniz savaşı yaşamadığından; “ İslam gayreti, Padişahın şerefi yokmudur? Her gemiden beşer-onar kişi eksik olmakla ne olur?”der ve savaşa girilmesine ve hatta bu şartlar altında, hücum yapılmasına karar verilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Neyse; iki donanma, dünya tarihinin en büyük deniz savaşlarından biri ne başlarlar. Osmanlı donanması, düşmanın görünürdeki 50 gemisinin üstüne saldırır. Bunun üzerine, diğer haçlı gemileri, saklandıkları burnun arkasından çıkıp, Osmanlı donanmasını çevirerek, top ateşine başlarlar. İki ateş arasında kalan orta ve sol kanat gemilerinin birçoğu batar.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">İnsanlar, döşeme kalasları ve kürekler, hepbirlikte parçalanır. 142 Osmanlı gemisi yok olur. 4 saat içinde, 20 bin Türk denizci veya tutsak edilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Bir arbeküz mermisiyle şehit düşen Amiral Ali Paşa&#8217;nın kesik başı, mızrağa geçirilmiş, Mekke&#8217;den getirilmiş yeşil bayrak, Sultan gemisinden indirilerek, yerine Papa&#8217;nın flaması çekilmişti.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yanlızca: Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Paşa&#8217;nın kumandasındaki 42 gemilik bölüm, haçlı donanmasının karşısında bulunan sağ bölümünü bozarak, savaş alanından kurtulur. Uluç Ali Paşa, bu başarısından sonra, Kaptan-ı Derya&#8217;lığa getirilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Bu arada: Sokullu Mehmet Paşa&#8217;nın Venedik elçisine söylediği bir söz de tarih sayfalarına yazılır.” Biz Kıbrıs&#8217;ı almakla, sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı&#8217;da bizi yenmekle, sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakalın yerine yenisi daha gür çıkar” Tabii, yeni gemilerin yapılması mutlaka bir şekilde mümkün olabilir. Peki ya kaybedilen denizci insan gücü? Kaybedilen binlerce denizciyi yerine getirmek kolay olmamış ve tecrübesiz levendlerden teşkil edilen yeni donanma, Osmanlı&#8217;ya Akdeniz&#8217;de eski gücünü bir daha asla geri kazandıramamıştır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Avrupa, bu zaferin kutlamalarını, yer yer günümüzde de yapmaktadır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/inebahti-deniz-savasi-osmanlinin-bahtinin-degistigi-savas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihi Eserlerimiz Nasıl Yağma Edilmiş</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/tarihi-eserlerimiz-nasil-yagma-edilmis/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/tarihi-eserlerimiz-nasil-yagma-edilmis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 May 2009 23:03:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Eserlerimiz Nasıl Çalınmış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[1874 yılında; &#8220;Eski Eserler Tüzüğü&#8221; yürürlüğe girer. Buna göre: yabancılara, buldukları eserleri; ülkelerine götürmeleri için kolaylıklar sağlanır. Kazılarda çıkan eserlerin; üçte biri kazıyı yapana, üçte biri Türk devletine ve kalanı da arazi sahibine verilecektir. Yabancılar için; bundan güzel fırsat olamazdı. Çünkü: Tüzük&#8217;te; bulunan eserlerin dışarıya götürülemeyeceğine dair, herhangi bir madde bulunmuyordu. Durum böyle olunca; yabancılar,bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-271" title="efes1" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2009/05/efes1.jpeg" alt="efes1" width="129" height="118" />1874 yılında; &#8220;Eski Eserler Tüzüğü&#8221; yürürlüğe girer. Buna göre: yabancılara, buldukları eserleri; ülkelerine götürmeleri için kolaylıklar sağlanır. Kazılarda çıkan eserlerin; üçte biri kazıyı yapana, üçte biri Türk devletine ve kalanı da arazi sahibine verilecektir. Yabancılar için; bundan güzel fırsat olamazdı. Çünkü: Tüzük&#8217;te; bulunan eserlerin dışarıya götürülemeyeceğine dair, herhangi bir madde bulunmuyordu. Durum böyle olunca; yabancılar,bu fırsatı kaçırmak istemediler. Asıl amaçları: çıkan eserlere sahip olmaktı. Hatta: daha rahat çalışmak ve paylarını arttırmak için, arazileri satın almaya başladılar. Burada dikkatini çekmek istediğim husus şu: &#8221; Efes antik kentinin, bu kadar kısa bir sürede ortaya çıkarılmasının tek nedeni budur. Yani; yabancıların, bu Tüzüğe güvenerek, en kısa zamanda, kazıları yapıp, ortaya çıkan eserleri çalıp, yurt dışına kaçırmak, ama elbette işin adı hırsızlıklık olmaz, hani Tüzük var ya, hırsızlığın adı, yasallık olur.</p>
<p>Bunların çaldıkları yanında, bir de; Padişahların armağanları heykeller var. Efes&#8217; deki kazılarda; bronzdan yapılmış bir atlet heykeli bulunur. Genç bir sporcu, güreşten sonra, vücudundaki tozları,madeni bir aletle temizler vaziyette tasvir edilmişti. Bu eser de; diğerleri gibi, Padişah tarafından, Avusturya İmparatoruna hediye olarak gönderilir.</p>
<p>Takii, 1883 yılında,yeni bir &#8220;Asar-ı Atika Nizamnemesi &#8221; çıkarılana kadar. Bununla; kazılarda çıkarılan tüm eserlerin devletin malı olduğu belirtilir. Ancak, bir süre sonra, Padişahın hoş görüsü ve sefirlerin manevralarıyla, bu Nizamname de, adeta rafa kaldırılır. Çıkan eserlerin büyük bir bölümü, bu kez armağan olarak verilmeye başlanır. Hem de armağanların seçimleri, sefirlere bırakılarak.</p>
<p>Evet; uzunca bir süre; &#8220;Bizde o taşlardan çok var &#8221; mantığı sonucu, elimizde bu kadar tarihi eser kalmış ama yine de,büyük bir bölümü yurt dışına kaçırılmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/tarihi-eserlerimiz-nasil-yagma-edilmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Tarihi, Piri Reis Haritası</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-piri-reis-haritasi/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-piri-reis-haritasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 16:08:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Piri Reis Haritası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Evet; Piri Reis haritası, 1929 yılında, Topkapı Sarayında bir raslantı sonucu bulunuyor. Aslında, 16 parça ama, yanlızca 1 parçası bulunuyor, gerisi hala kayıp. Bulunmasına bulunmuş ama daha sonra, haritayı gören ve inceleyenler, bu haritanın bu ölçüde muhteşem çizilmesinin arkasındaki sır perdesini defalarca aralamışlar ve her defasında, sayısız spekülasyonlar üretilmiş. Öyleki; uzaylılardan, cinlere, kuşlara kadar, haritanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet; Piri Reis haritası, 1929 yılında, Topkapı Sarayında bir raslantı sonucu bulunuyor. Aslında, 16 parça ama, yanlızca 1 parçası bulunuyor, gerisi hala kayıp. Bulunmasına bulunmuş ama daha sonra, haritayı gören ve inceleyenler, bu haritanın bu ölçüde muhteşem çizilmesinin arkasındaki sır perdesini defalarca aralamışlar ve her defasında, sayısız spekülasyonlar üretilmiş. Öyleki; uzaylılardan, cinlere, kuşlara kadar, haritanın çizimine yardımcı olunduğu hakkında teoriler üretilmiş. Neyse; gerçek olan tek şey şu ki, bu harita, gerek çizildiği anda ve gerekse bugün, geriye dönüp bakıldığında, nasıl çizildiği konusunda hiçbir fikir yürütülemeyen muhteşemlikte bir harita.<br />
Kim çizmiş, Piri Reis kimdir, nasıl çizmiş, haritada neler var, isterseniz gelin bunları kısa kısa inceleyelim.</p>
<p>PİRİ REİS KİMDİR:<br />
Asıl adı: Muhiddin. 1470 yılında, Karaman&#8217;da doğmuş. Amcası Kemal Reisin yanında, çocukluğundan  başlayarak, bütün Akdeniz&#8217;de  dolaşır. İspanya seferine katılıp, Cebelitarık&#8217;a kadar gider. Akdeniz&#8217;de görmediği, ayak basmadığı yer kalmaz. Amcasının ölümünden sonra, 1511 yılında, Oruç Reisin kaptanlarından biri olarak, Mısır&#8217;a gider. 1513 yılında, Barbaros kardeşlerle birlikte, Kuzey Afrika&#8217;ya ayak basar. Cezayir&#8217;in işgalinden sonra, Oruç Reis tarafından, dönemin sultanı, Yavuz Sultan Selim&#8217;e gönderilir. Yavuz&#8217;dan &#8221; Deniz Albayı &#8221; rütbesini alır. 1533 yılında, Barbaros Hayrettin Paşa, Kaptan-ı Derya olunca, o da Derya Sancak Beyi ünvanını alır. Maalesef, bu büyük coğrafya bilgini; 80 li yaşlarında, idam edilerek öldürülmüştür.</p>
<p>PİRİ REİSİN KİTAB-I BUHRİYYE (DENİZCİLİK KİTABI):<br />
Piri Reis; 14 ncü yüzyılda, en büyük coğrafya bilgini olarak kabul edilmektedir. Büyük eseri, Kitab-ı Buhriyye&#8217;yi; yüzlerce harita ve krokiyle zenginleştirmiştir. Bu kitabında: Akdeniz&#8217;in bütün sahillerini, adaları, limanları ve kıyılarıyla birlikte tek tek ela almış, bu yerlerin meteorolojisini, iklim ve bitki örtüsü özelliklerini, büyük doğruluk ile kaydetmiştir. 1521 yılında tamamladığı, 4 ciltlik eserini ( her cilt 2000 sayfa) bazı düzeltmeler yaptıktan sonra, 1525 yılında Kanuni Sultan Süleyman&#8217;a sunmuştur. Eserde: Amerika kıtasının keşfinden bahsedilmekte ve dünyanın küre şeklinde olduğu açıkca belirtilmektedir. Eserin aslı: Topkapı Sarayındadır.<br />
Piri Reis, kitabını; Çanakkale Geliboluda Kilitbahir kalesinde yazmıştır. Ve hatta, bugün bile; Gelibolu&#8217;da gerek Kilitbahir ve gerekse Çimenli kalelerinin mahzenlerinde, Piri Reis&#8217;in haritasının eksik bölümlerinin saklı olduğuna inanılıyor. Hatta; sırf harita değil, Piri Reis&#8217;in hazinesinin bile bulunduğu ve yine bu mekanlarda olduğu rivayet edilmekte. Çünkü: Piri Reis&#8217;in, son seferinde, üç gemi hazinesinin bulunduğu da, rivayet edilenler arasında. Bu hazinenin ise, Piri Reis&#8217;in, idamından önceki bir yıllık süreçte, adeta ofis gibi kullandığı Kilitbahir&#8217;de olabileceğini ihtimal verenler çok fazla. Çünkü: Piri Reis, Osmanlı Devletinde donanma komutanlığına davet aldığında, ganimetlerin kendisine, toprak ve vilayet yönetimlerinin ise Devlet-i Aliye&#8217;ye bağlanacağı konusunda anlaşma yapmıştı.</p>
<p>PİRİ REİS HARİTASI:<br />
Harita: deve derisi üzerine çizilmiştir. 9 renkte boyanmış olan harika 86 cm. boyundadır. Üst kısmının genişliği 61 cm., alt kısmında ise 41 cm.dir. Haritada izdüşüm tekniği kullanılmıştır. Bir küre üzerine konulduğunda, haritanın, günümüzdekilerle birebir aynı olduğu görülür. Ancak; çizim için, havadan ölçüm yapılmasının zorunluluğu ortaya atılır. Peki: 500 yıl önce, kim yeryüzünün haritasını yapmak üzere, bir uçak kullanmış olabilir ki? Neyse, haritaya dikkatle bakılırsa, haritanın sağ kısmının, boydan boya kopmuş olduğu göze çarpar. Bugün: bu harita parçasının orjinali: Topkapı Sarayındadır. </p>
<p>PİRİ REİS HARİTASININ İÇERİĞİ:<br />
Evet, haritanın en önemli özelliği: keşfinden yanlızca 21 yıl sonra, Amerika kıtasını: sıradağları ve zirveleriyle, kusursuz olarak çizmesidir. Harita 1513 yılında çizildiği için, bir kısım batılı bilim adamı tarafından, haritanın Cristof Kolomba ait olduğu iddia edilmiştir. Bu iddiaların hiçbir dayanağı yoktur. Çünkü: Kolomb, böyle bir harita çizmiş olsaydı, bunun bir örneğini, mutlaka kendi krallığına verirdi.</p>
<p>Ayrıca: Arjantin&#8217;den başlayarak, Güney Amerika kıtasının, Antartika&#8217;nın bir uzantısı olduğunu ortaya koymuştur. Cebelitarık boğazı, adeta uzaydan görünür gibi çizilmiştir. Haritaya, 22.5 derece eğim verilmiştir. Dünyanın yuvarlak olduğunu: 16 parçalı harita ile ispatlamıştır. Amerika Uzay Bilim Enstitüsü NASA&#8217;nın en son yayınlanan dünya fotoğrafları da, yerkürenin 16 genliğine atıf yaparlar.</p>
<p>Atlas Okyanusundaki adaların çoğu, doğru şekilde çizilmiş ve hatta yıldız koordinatları işlenmiştir. Okyanus rüzgarları, bugünkü hava akımlarıyla örtüşür şekilde haritaya işlenmiştir. Rüzgar alınan yönler bile, gemi maketleriyle şekillendirilmiştir. İlk kez, haritada, hayvan ve bitki figürleri kullanılmıştır. O coğrafyaların özellikleri yazılmıştır.</p>
<p>Ancak, yapılan incelemelerde, denizcilik kitabı ve haritalar üzerindeki yazıların, aynı elden çıkmamış olduğu tespit edilmiş. Eserler, aynı kalemden çıkmış. Ancak, çok önemli bir ayrıntı gizli kalmış. Şöyleki, o giz haritaya ün veren Amerika kıtasının hemen yanıbaşında idi. Haritanın, Güney Amerika&#8217;yı gösteren kısmında başlayan metinlerde kullanılan Osmanlıca yazı karekterleri, haritanın diğer kısımlarında ve denizcilik kitabında kullanılan yazılar ile uyumlu değildi. Yani: haritaya, ikinci bir el deymiş, tahrifat yapmış veya bu yazılar sonradan eklenmişti. Bir hattatın anlayabileceği fark, haritanın tahrif edildiğine veya haritaya eklemeler yapıldığını gösteriyor.</p>
<p>Peki; neden, haritanın sol tarafındaki yazılar farklı? İlginç olan şu: bu bölümdeki yazılarda; Avrupa denizcileri ve özellikle Kristof Kolomb övülüyor. Yani: övgü ifadeleri var. Ayrıca, bu eklemelerin bir telaş halinde, buraya eklendiği konusunda yaygın görüşler var. Bu eklentilerin ne zaman ve neden yapıldığı ise meçhul. Gelibolu&#8217;da, her iki kalede, Piri Reis&#8217;in bu denizcilik kitabını yazarken ve bu haritayı çizerken kullandığı hiçbir malzemenin günümüze intikal etmemesi de, ilginç, sır.</p>
<p>Yani: ortada muhteşem bir başarı var, ama beraberinde birçok sır ile birlikte. Haritanın nasıl çizildiği konusunda yeterli bilgi olmaması, sırlar demetinin ortadan kalkmasını engelliyor. </p>
<p>HARİTADAKİ SIRLAR ÜZERİNE VARSAYIMLAR:<br />
          Piri Reis&#8217;e geniş yer ayıran, Pravda gazetesi: onun haritaları sonucu, 10 bin yıl önce, Antartika&#8217;da insanların yaşadıklarını yazdı. Gazete: Şili kıyıları, And dağları ve Afrika&#8217;nın o döneme kadar görülmemiş şekilde ayrıntılı haritasının; Piri Reis&#8217;in haritasında yer aldığını belirterek, onun haritasında; keşfinden 300 yıl önce Antartika&#8217;nın ve 1958 yılında bulunan takımadaların da var&#8221; olduğunu yazdı.</p>
<p>          Rus tarihçi Sergey Manukov:&#8221; Piri Reis&#8217;in 1513 tarihinde çizdiği haritanın benzerini hazırlamanın, ancak dünyanın uydudan çekilmiş fotoğrafları ile mümkün olabileceğini söyler. Rus uzman; aslında, haritanın da, fotoğrafa çok benzediğini, sanki bir uydu aracı, çizimi yapılan bölgenin üzerinde dolaşarak, fotoğraflarını çektiğini düşünür. Özellikle; Güney Yarımkürenin, inanılmaz ayrıntılı olduğunu söyler. Ayrıca; Piri Reis&#8217;in, trigonometri bilmeden, böyle bir harita hazırlamasının da olanaksız olduğunu söyler. Halbuki, trigonometri, 18 nci yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. </p>
<p>        Evet, çok popüler bir iddiada şu idi: İsviçre&#8217;li yazar Erich Von Daniken, 1968 tarihinde yazdığı &#8221; Tanrıların Arabaları &#8221; kitabında, haritanın uzaylılar tarafından çizildiğini iddia eder.</p>
<p>          Belirtmek istediğim son iddia ise, haritanın Peygamber tarafından çizildiği. Rus ve İngiliz bilim adamları, Türk denizcilik tarihinin önemli isimlerinden Piri Reis&#8217;in çizdiği haritada yer alan Antartika kıtasında, Milattan önce yaşamış bir uygarlığın izlerini, yaptıkları araştırmalar neticesinde doğrulamışlardır. Akıllara takılan soru, Piri Reis&#8217;in 500 yıl önce, bu bilgilere nasıl ulaştığı? Çok eski uygarlıklara ait haritaların, Piri Reis&#8217;in eline geçtiği ve bu haritalardan yola çıkarak, kendi haritasını çizdiği öne sürülüyor. Ama; kanıt yok.</p>
<p>          Ünlü denizci, kaleme aldığı kitabında, bu kadar ayrıntılı haritayı, Süleyman Peygamberin çizdiğini ve ondan kendisine intikal ettiğini söylüyor. Hazreti Süleyman&#8217;ın ise, haritayı kuşlara ve cinlere çizdirdiğini söyleniyor.Çünkü; harita, bundan 500 yıl önce, kuşbakışı olarak çizilmiş. Ancak, Piri Reis, yine kitabında, Süleyman Peygamberden söz ederken, onun yanlızca haritaların piri olduğunu yazar. Evet; giz yani sır yine çözülemiyor. </p>
<p>SONUÇ:<br />
Evet; bu haritalar nasıl çizildi. Yoksa; uzaylılar gelip, Piri Reis&#8217;i bir uçan daireye bindirip, dünya üzerinden, bu çizilen yerleri mi gösterdiler? Hayır. Asla, gösterseler bile, bu yerlerin, bu ölçüde hassasiyet ve titizlikle çizilmesi bence mümkün değil. Peki,nasıl? İşte bu sorunun yanıtı sanırım, Gelibolu&#8217;da. </p>
<p>Evet, Piri Reis&#8217;in sırları, Gelibolu&#8217;da saklı. Çünkü: uzun yıllar, bu iki kalede yaşadı. Araç, gereç, gözlem odası, eşya ve eserleri hep bu merkezdeydi. Burası, onun kara kutusudur. Ayrıca, mirasını bırakacağı bir varisi de yoktu.Bu nedenle: bence, gerekli tedbirler alınarak, gerek Kilitbahir ve gerekse Çimenlik kalelerinde, resmi kurumlar tarafından araştırma yapılmalı ve birşeyler elde edilmeye çalışılmalıdır. Böylece, bu büyük coğrafya bilgininin sırlarına belki ulaşılabilir. Hoş, ulaşılamasa da, bu insan, bizim geçmişimizden gelen bir insan, onun yaptığı ve coğrafya bilimine sunduğu bu muhteşemliklere sahip çıkmalıyız. Yoksa; Avrupalı bilim adamları; ürettikleri teorilerle, bu haritaların mahreçleri konusunda yarattıkları spekülasyonlarla, yakın zaman sonra, bu haritalardan Piri Reis&#8217;in ismini silerlerse şaşırmayın.<br />

<a href='http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-piri-reis-haritasi/piri1/' title='piri1'><img src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2009/03/piri1.bmp" class="attachment-thumbnail" alt="piri1" title="piri1" /></a>
<a href='http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-piri-reis-haritasi/piri2/' title='piri2'><img width="109" height="150" src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2009/03/piri2.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="piri2" title="piri2" /></a>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-piri-reis-haritasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Tarihi, İlk Türk Filmi</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-ilk-turk-filmi/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-ilk-turk-filmi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2009 22:49:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İLK TARİHİ TÜRK FİLMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ilk türk filmi manaki]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Türk Sinema Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Reşat’ın Manastırı Ziyareti]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Reşat’ın Manastırı Ziyareti türk sinema tarihinde çekilen ilk film film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[14 Kasım 1914 tarihi, Türk Sinemasının doğum tarihi olarak kabul edilir. Çünkü: tarihimizdeki ilk Türk Filmi olan; &#8221; Ayastefanos&#8217;taki Rus Abidesi&#8217;nin Yıkılışı &#8221; isimli, 150 metrelik belgesel filim, bu tarihte, Fuat Uzkınay tarafından çekilmişti. Filme konu olan anıt; halk arasında, 93 harbi olarak bilinen 1877-1978 Osmanlı-Rus savaşı sonrası, Ruslar, İstanbul üzerine yürürken vardıkları en ileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 Kasım 1914 tarihi, Türk Sinemasının doğum tarihi olarak kabul edilir. Çünkü: tarihimizdeki ilk Türk Filmi olan; &#8221; Ayastefanos&#8217;taki Rus Abidesi&#8217;nin Yıkılışı &#8221; isimli, 150 metrelik belgesel filim, bu tarihte, Fuat Uzkınay tarafından çekilmişti. Filme konu olan anıt; halk arasında, 93 harbi olarak bilinen 1877-1978 Osmanlı-Rus savaşı sonrası, Ruslar, İstanbul üzerine yürürken vardıkları en ileri nokta olan Ayastefanos (Yeşilköy)&#8217;ta kazandıkları zaferi ölümsüzleştirmek için, 1891 tarihinde dikilmişti. Osmanlının, Birinci Dünya Savaşına katılmasından, üç gün sonra, 14 Kasım 1914 tarihinde anıt yıkıldı. Anıtın yıkılışını, Fuat Uzkınay, filme aldı. Ancak; bu film sonraki yıllarda asla bulunamadı. Bu filimden, herhangi bir kare bile bulunamadı. Hatta; Uzkınay&#8217;ın her iki kızı bile, babaları hayatta iken veya daha sonra, bu filmi izleyemediklerini söylediler.</p>
<p>Evet; ilk sinema salonumuzda, Fuat Uzkınay tarafından açıldı. Sirkeci&#8217;de, Ali Efendi Sineması.</p>
<p>Bu arada; 1911 yılında, Manaki kardeşlerin çektiği bir filim gündeme gelir. Sultan Reşat&#8217;ın; Selanik ve Manastır ziyaretlerine ilişkin bir filim. Bu filimde: Sultan Reşat&#8217;ın; Manastıra gelişi, gemiden inişi, Belediyeyi ziyareti izlenimci bir tavırla görüntülenir. Manaki kardeşlerin çektiği bu filmin; Türk Sinemasının başlangıcı kabul edilmesi gerektiğini söyleyenlerde, az değildir. </p>
<p>İlk Türk filminin, hangisi olduğu konusunda yapılan tartışmalarda, gelinen son nokta, ilk Türk filmi olarak, Osmanlı vatandaşı olan Manaki kardeşlerin çektikleri film gösteriliyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/osmanli-tarihi-ilk-turk-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Tarihi, İlk Özel Türk Gazetesi</title>
		<link>http://tarihinizinde.com/turk-tarihinde-ilk-ozel-gazete/</link>
		<comments>http://tarihinizinde.com/turk-tarihinde-ilk-ozel-gazete/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 15:27:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[1840 ilk özel gazete]]></category>
		<category><![CDATA[ilk 1 nisan tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gazeteler ve tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilk osmanlı gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Özel Gazete]]></category>
		<category><![CDATA[ilk özel gazeteyi kim çıkardı?]]></category>
		<category><![CDATA[ilk özel türk gazeteyi kim çıkardı]]></category>
		<category><![CDATA[illk özel gazete]]></category>
		<category><![CDATA[osmalının ilk gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[osmalının ilk özel gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı gazeteleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı ilk özel gazete]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı ilk özel gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihinde gazete]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihindeki gazeteler]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda il özel gazeteyi kim çıkardı]]></category>
		<category><![CDATA[OSMANLIDA ilk gazete]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk özel gazete]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda ilk özel gazete nedir]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlının ilk özel gazete ismi?]]></category>
		<category><![CDATA[türk gazete tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk gazetesinin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihinde]]></category>
		<category><![CDATA[türk tarihinde gazete]]></category>
		<category><![CDATA[türk tarihindeki ilk gazeteler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye tarihinde gazete]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye tarihinde ilk çıkan özel gazete]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihinizinde.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[1840 yılı. Bir ingiliz, William Churchill; İstanbul&#8217;da Kadıköy taraflarında avlanmaktadır. Ama: kazara da olsa, bir çocuğu yaralar ve halk tarafından yakalanarak tutuklanır. Ancak; ülkenin durumu malüm. İngiliz elçisi araya girer ve bizim ingiliz serbest bırakılır. Üstüne üstlük; Osmanlı yönetimi, Churchill&#8217;in gönlünü almak için: serbest bırakılmasına ilaveten; pırlantalı bir nişan ve bin kantarlık zeytinyağı ticareti izni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://tarihinizinde.com/wp-content/2009/03/gazete.jpg" alt="gazete" title="gazete" width="130" height="82" class="alignleft size-full wp-image-45" />1840 yılı. Bir ingiliz, William Churchill; İstanbul&#8217;da Kadıköy taraflarında avlanmaktadır. Ama: kazara da olsa, bir çocuğu yaralar ve halk tarafından yakalanarak tutuklanır. Ancak; ülkenin durumu malüm. İngiliz elçisi araya girer ve bizim ingiliz serbest bırakılır. Üstüne üstlük; Osmanlı yönetimi, Churchill&#8217;in gönlünü almak için: serbest bırakılmasına ilaveten; pırlantalı bir nişan ve bin kantarlık zeytinyağı ticareti izni için ferman da verir. Churchill; türkçe gazete çıkarmak için izin ister, ona da tamam denir. Dolayısı ile; 1840 yılında; ilk Türkçe gazete yayın hayatına başlar. Adı: Ceride-i Havadis. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihinizinde.com/turk-tarihinde-ilk-ozel-gazete/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
