Elmalı Sikkeleri, Elmalı Definesi

Elmalı Sikkeleri, Elmalı Definesi

Tarih: MÖ.480-460 yılları arası. Yani: günümüzden: 2500 yıl önce.

Doğu’dan Anadolu topraklarına giren Persler; hızla ve yok ederek ilerlemişler ve Ege kıyıları ve ardından, Trakya üzerinden Yunanistan, şehir devletlerine kadar ulaşmışlardır. Perslerin bu ilerleyişini engellemek için: dönemin şehir-şehir kurulu devletleri; bir araya gelerek güçlerini birleştirmeleri yönünde anlaşırlar ve Atina şehir devletinin öncülüğünde “Ati-Delos Deniz Birliği” isimli birlikteliği kurarlar.

Bu birliktelik: günümüzdeki NATO yapılanması benzeri: her şehir devleti tarafından, gücü doğrultusunda asker ve para yardımı ile oluşturulmuştur. Askeri gücü olan şehirler, asker ve mali gücü olan şehirler ise, mali destek vermiştir. Şehir devletleri: kendi adına bastığı gümüş sikkelerden, kendi gücü oranında, birlik bütçesine katkıda bulunmuşlardır.

Tüm bu çabalar sonucu: Persler, birleşik güçler tarafından yenilirler. Bunun üzerine, yine bu birlik tarafından: bir anı parası çıkarılır. Ancak: öncesinde ve o dönemde, gümüş sikkeler için en fazla 4 drahmi değer biçilirken, bu anı paralarında, zafer anısına 10 drahmilik üst değer verilir. Bu yeni hazırlanan sikkeler için ise, değerinin fazlalığı nedeniyle “dekadrahmi” denilir. Bu dekadrahmiler: ince işçiliği ve dünyada az bulunur olması nedeniyle, büyük önem kazanmaktadır. Bunların her biri 43 gr. ağırlığındadır. Özellikle, Atina sikkelerinin arka yüzünde: kanatları açık “baykuş” figürü, yüzyıllarca değişmeden basılmasına rağmen, buradaki sikkelerin arka yüzündeki figür, farklı olarak tasarlanmış ve çok az sayıda basılmıştır.

Ancak: çok az basıldığı düşünülen bu dekadrahmilerden, günümüze kadar olan süreçte, yapılan resmi arkeolojik kazılarda, 13 tanesi bulunabilmiştir. Bunların dünya literatüründeki örneklerinin sayısının toplamının ise, 42 olduğu düşünülmektedir.

Aradan binlerce yıl geçer. Tarih: 18 Nisan 1984.

Antalya-Elmalı ilçesinin Bayındır köyünde yapılan kaçak kazılarda, büyük bir sikke topluluğunun yani definenin ele geçirildiği öğrenilir ve bunun üzerine: güvenlik birimleri, bu kazılara karışanları yakalarlar. Bulunan definenin: 1900 parça gümüş sikkeden oluştuğunu, ancak bu sikkelerin büyük bölümünün: ticari özellikleri olmayan, ancak olağanüstü güzellikte ve sikke bilimi açısından, o ana kadar bilinmeyen bazı bilgilere ulaşılmasını sağlayan ipuçları verdiği anlaşılır. Sikkelerin: büyük bölümü Anadolu kökenli, bir bölümü: Orta ve Kuzey Yunanistan şehir devletleri kökenli ve küçük bir bölümü: Ege adaları kökenlidir, yani buralarda basılmışlardır. Definenin % 80’lik bölümünü oluşturan Anadolu kökenli sikkeler arasında, özellikle: Lykia sikkeleri, sayıca önem kazanmaktadır. Bu Lykia sikkelerinin birkaç tanesi, özellikle erken Lykia dönemine aittir. En erken Lykia sikkelerinin ön yüzünde: genellikle “domuz” ve arka yüzünde ise, derin kare çukur içinde çizgiler görülmektedir. Daha sonraki dönemlere ait sikkelerde ise, genellikle her iki yüzde, hayvan betimlenmiş olup, genellikle yazısızdır. Ön yüzlerde kullanılan en popüler hayvan figürleri ise “yaban domuzları” ve “kanatlı atlar” dır.

Diğer önem kazanan rastlantı ise: biraz önce de sözünü ettiğim gibi, bu sikkelerin, herhangi bir ticari mahiyette değil de, uzun bir süreç olmadan kısa bir süreçte biriktirilen ve banka amaçlı toplandıklarıdır. Aynı zamanda: bu sikkeler, her şehri belli bir oranda temsil eder gibi, bir araya getirilerek gömülmüşlerdir. Tüm bunlar: yazının başında belirttiğim gibi “Ati-Dellos Deniz Birliği” ile olan bağlantıyı güçlendirmektedir.

Sonuçta: arkeoloji bilimi açısından, olağanüstü olarak nitelenen bu buluntu, yüzyılın definesi olarak isimlendirilmiştir. Çünkü: biraz önce de söylediğim gibi: Anadolu’da, Pers baskısı nedeniyle, özellikle, MÖ.5’nci yüzyıl karanlık dönem olarak kabul edilmektedir. Bu döneme ait bulunan sikkeler ise: ağırlık sistemleri, kalıp baskıları ve üzerlerindeki kral ve sülale isimleriyle, bu karanlık dönemin aydınlatılması açısından büyük önem taşımaktadır.

Ancak: yine de, gecikmeler sonucu, definenin yurt dışına kaçırılmasını engelleyemezler.

Aradan yine uzunca bir süre geçer. Bu süreç içinde: 1988 yılında, Amerika’da Los Angeles şehrinde 10, yine aynı yıl İsviçre-Zürih şehrinde 3 Elmalı sikkesi müzayedelerde satışa çıkarılır. 1991 yılında ise, yine İsviçre-Zürih şehrinde, 3 Elmalı sikkesi satışa sunulur. Ancak: Türk hükümetinin müdahalesi sonucu, bu satışlar iptal edilir. Yapılan müdahaleler sonucu, bu müzayede sikkeleri, herhangi bir bedel ödemeksizin, Türk Devletine geri iade edilir.

1993 ve 1996 yıllarında ise, yine birer adet Elmalı sikkesi, bunları elinde bulunduranlar tarafından, ülkemize hibe edilir. Böylece: ülkemizdeki Elmalı sikkelerinin sayısı, 18 olur.

Bu arada: buluntuların büyük bölümü; Amerika-Boston Fine Art Müzesinde sergilenirken: rastlantı sonucu, gazeteci Özgen Acar tarafından görülürler ve adı geçen gazeteci, bu konuda, yayınlar yapmaya başlar; Elmalı sikkelerinin, Amerikalı William Koch ve şirketinin mülkiyetinde bulunduğu, Türk ve dünya toplumu tarafından öğrenilir.

Bunun üzerine: Kültür Bakanlığı tarafından, 1990 yılında, Amerika’da Macahussets Eyalet Mahkemesinde, Koch ve şirketi aleyhine dava açılır.

Uzun dava sürecinin sonunda: iki tarafın avukatları anlaşırlar ve dava sona erdirilir. 4 Ocak 1999 tarihinde: 1661 adet Elmalı sikkesi, Türk hükümetine teslim edilir ve sikkeler: 29 Nisan 1999 tarihinde, Türkiye’ye getirilir. Böylece: ülkemizdeki Elmalı sikkelerinin sayısı: 1679 olur. Ancak: 15-200 kadar sikkenin akıbeti hala bilinmemektedir.

Evet, Elmalı definesi olarak adlandırılan bu sikkeler: uzun bir yolculuktan sonra, ülkemize döndüğünde, bir süre Ankara-Anadolu Medeniyetleri Arkeoloji Müzesinde sergilenir ve günümüzde ise, Antalya-Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedirler. Bizler, büyük uğraşılar sonucu ülkemize geri kazandırılan bu definenin bulunduğu Antalya Arkeoloji Müzesine mutlaka zaman ayıralım ve ziyaret edelim, bu güzelliği mutlaka görmelisiniz.

Aranan kelimeler:

1 Haziran 2012
bosluk

cumhuriyet tarihi Son Yazılar FriendFeed

kişi siteyi ziyaret etti