Savarona

Savarona


Yat: Almanya-Hamburg şehrinde, Blohm-Voss şirketi tarafından yapılmış ve 29 Temmuz 1930 tarihinde, denize indirilmiştir. Yapımı için: 4 milyon Amerikan doları ödenmiştir. Bu bayan tarafından, aynı ismi, yani “Savarona” ismini taşıyan gemilerin altıncısı ve en büyüğüdür.

Yatın uzunluğu: 136 metredir. Genişliği: 16 metredir. Yükseklik: 6 metredir. Ağırlığı: 6150 tondur. 2 adet 3500 beygir gücünde motoru bulunuyor. Yat’da: lüks inanılmazdır. Yatta bulunanlar: sinema salonu, sauna, hamam, suitler, jakuziler, paha biçilmez antikalar. Özellikle: Atatürk’ün odası, inanılmaz muhteşem. Hamam deyip geçmemek gerek, çünkü yanlızca hamamın yapımında, 260 ton mermer kullanılmış.

Yapıldığı tarihteki maliyeti: 10 400 000 Amerikan dolarıdır.

Mürettebat olarak 44 kişi ve yolcu kapasitesi olarak 34 kişiliktir.

Denize indirildiği tarihte, dünyanın en uzun yatı, ünvanını almıştır.

İlk sahibi: Amerikalı çok zengin bir ailenin kızı. Adı: Mrs Emily Roebling Cadwalader. Golden Gate ve Brooklyn köprüsünü yapan mühendisin torunu.

Bu bayan: sürekli olarak, çok büyük yatlar yaptırmış ve bunlardan büyük kısmını, hiç kullanmadan değiştirmiştir. Savarona yatını yaptırdığında da: 7 yıl kadar kullanmış ve daha sonra yatın devasa boyutları nedeniyle, Amerikan yönetimi, büyük miktarda vergi talep ediyor. Bunun üzerine, bu zengin bayan, yatı satışa çıkarıyor. Yani, kendisi tarafından 4 milyon dolar ödenen yatın, alelacele, 1 250 000 dolara satılmasının yani karlı alışverişin nedeni bu.

Yatı: Atatürk’ün talimatı gereği, Türk Devleti satın almak ister. Ancak, bu arada: Hitler, yatı görür ve çok beğenir ve kendisine ister. Bunu sağlamak için de: Krupp fabrikaları ile anlaşarak, onlar tarafından, yata haciz konulmasını sağlar. Bu sırada: Amerikan Başkanı Franklin D.Roosvelt: Atatürk’e olan hayranlığı nedeniyle, yatın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından satın alınmasını istemektedir. Bunun sonucunda, Almanlara “yatın üzerindeki hacizi kaldırın, yoksa o sıralarda, Amerikada bulunan bir Alman transatlantiğine, Amerikan hükümeti olarak el koyacağını” söyler.

Bunun üzerine, yatın üzerindeki haciz kaldırılır. Yat, Amerikan bayrağı ile “Southampton” limanına demirler ve buradan ise, Amerikalı sahipleri, yani yukarıda belirttiğim bayan tarafından teslim alınır.

Daha sonra ise: Türk hükümeti tarafından, 1 250 000 Amerikan dolarına satın alınır. Atatürk’ün talimatıyla satın alınan yat’a: önce “güneş dil” ismi verilmek istenir. Çünkü, aynı dönemde, “Güneş Dil Teorisi” özellikle Atatürk’ün üzerinde durduğu bir konudur. Ancak, yata “Savarona” ismi verilir. Bunun kelime anlamı: Hint Okyanusundaki bir deniz kuşu.

Biz yine, yatın satın alınması macerasına gelelim. Yat satın alındığında, Türkiye Cumhuriyet Başbakanı Celal Bayar. Bayar hükümeti: Atatürk tarafından kullanılan “Ertuğrul yatı”nın iyice eskimiş olması ve açık denizde kullanılamaması nedeniyle, 7 yıl önce yapılmış bu yatı, satın alarak, Atatürk’e hediye eder. Burada hassas bir konu var. Bu yatın satın alınması döneminde, Atatürk ile İsmet İnönü’nün arası açıktır. Zaten, İsmet İnönü, eğer hükümet başında bulunsa idi, yatın alınmasına müsaade etmezdi deniliyor, çünkü: İsmet İnönü’nün son derece tutumlu ve bu konularda disiplinli olduğu biliniyor.

Türkiye’deki durum bu. Peki dünya ne alemde? Dünya, yaklaşan II.Dünya Savaşında, taraftar kapma çabasında. Almanya bir yandan, Bolşevik Ruslar bir yandan ve İngilizler bir yandan, Türkiye’yi, II.Dünya Savaşında yanlarına çekebilmek için, büyük miktarda, mali ve silah yardımı önermektedirler. Ancak, Türkiye, yanlızca İngilizlerin yardımını kabul eder. İngilizler, bizi müttefik olarak bağlamak için, 16 milyon Sterlin (80 milyon Amerikan dolarına karşılık gelmektedir) borç verirler. Ancak, aynı dönemde, biraz önce sözünü ettiğim gibi, Türkiye Hükümeti, 1 250 000 Amerikan dolarına yat satın alır.

Sonuçta, alınış hikayesini şöyle sonuçlamak mümkün. Atatürk, elbette bir yat alın demiştir ama sanırım, bu ölçüde büyük boyutlu ve yüksek maliyetli bir yat satın alınması için ısrarcı olmamıştır diye düşünüyorum. Belki de, Atatürk için, yani ülkeyi düşmandan kurtaran, büyük önder için, büyük ve maliyetli bu yatın alınması, önemsenmemiş te olabilir. Çünkü, Atatürk bu yatın satın alınmasına karşı çıkmamıştı. Bunun deneni ise, büyük olasılıkla “Ertuğrul yatı” nın iyice eskimiş olmasıdır. Çünkü: en son Ertuğrul yatında ağırlanan İngiltere Kralının bembeyaz elbiseleri, aynı günün sonunda, Ertuğrul yatının bacasından çıkan duman sonucu, simsiyah olmuş.

Neyse, sonuçta: yat satın alınır ve 24 Mart 1938 tarihinde, Türk bayrağı çekilerek, İstanbul’a gelir.

Atatürk, satın alındıktan sonra, yatı kısa bir süre (54 gün) kullanır. Ancak: Atatürk, vefatına yakın günlerde: “bu yatı bir çocuğun oyuncağını bekler gibi bekledim, bana hastane mi olacaktı” diye hayıflanır.

Hatta, bir kez, Bakanlar Kurulu toplantısı, yatta yapılır. Romanya kralı Carol, yatta ağırlanır. Atatürk: Savarona’daki kamarasından, bir koltuk ile, Dolmabahçe Sarayına taşınır. Yat, Dolmabahçe Sarayı önünde, takip eden günlerde, bu büyük insanı boşuna bekler. 19 Kasım 1938 tarihinde, aziz Atatürk’ün naşını İstanbul-İzmit arasında taşıyan gemiler kortejine Savarona’ da katılır.

Ancak, Atatürk öldükten sonra, yat, II. Dünya Savaşının sonuna kadar kullanılmaz. Kanlıca koyunda, uzun süre hareketsiz kalır. Daha sonra da, 1951 yılında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devredilir ve Donanma tarafından, eğitim amaçlı kullanılır. Baş ve kıç kısımlarına, iki adet top yerleştirilir ve “Okul Gemisi” olarak kullanılmaya başlanır. 70 günlük ilk gezi: 65 öğrenciyle birlikte, 1951 yılında, Hindistan-Bombay şehrine yapılır. Bu arada: Atatürk tarafından kullanılan oda, müze olarak muhafaza edilir.

Bu sırada: 3 Ekim 1979 günü, Heybeliada açıklarında gemide bir yangın çıkar ve yat, ağır hasar görür. Gölcük Tersanesinde onarılan gemi, bir süre daha, okul gemisi olarak hizmet görür. Ancak, daha sonra kadro dışı bırakılır. Yangından kurtarılan eşyalarının bir kısmı (Atatürk tarafından kullanılan: karyola, komodin ve yatak takımları) : sergilenmek üzere, 1986 yılında, İstanbul-Deniz Müzesine nakledilir.

1989 yılına gelindiğinde, Savarona yatının, hurdaya çıkarılmasına karar verilir. Ancak: 1999 yılında, yani gemi jilet olarak parçalanmadan önce, özel bir şahsa, 49 yıllığına kiralanır.

İki ton ağırlığında ve tamamen iğrenç bir haldeki yat: 62 milyon dolar masrafla onarımdan geçirilir ve eskisinden daha gösterişli hale getirilir. Basın yolu ile ilan verilerek, Atatürk’ün bu yatta kullandığı eşyalara sahip kişilere ulaşılır, bu eşyalar onlardan satın alınır ve yattaki yerlerine konulur.

Evet, gelelim sonuca. Bu yatın siyasi hayatımızda, takip eden dönemlerde de dedikoduları bitmemiştir. Çünkü, alındığı dönemde, ülkenin ekonomik durumu dikkate alınarak, bu ölçüde bir masrafın yapılmasının gereksizliği üzerine bu toplumun küçük te olsa bir kısım insanı, laf üretmektedir. Tek bir gerçek var ki, Atatürk, bu ülkenin kurtuluşundaki en büyük etkendir. O insan, bu ülkenin kurtuluşu, kalkınması ve bugünlere özgür bir şekilde gelebilmesi için, başta canını olmak üzere birçok fedakarlıklarda bulunmuştur. Bu yatın satın alınmasını talep etmesindeki isteğinin kişiselliği de düşünülemez, sonuçta, o insan: bu yatın içinde birçok devlet büyüğünü ağırlamış ve onlar üzerinde, o zor ekonomik şartları belli etmeden, güçlü bir Türkiye imajının yaratılmasını sağlamıştır. Ayrıca, günü geldiğinde ölen bu insan, elbette ki, bu lüks olduğu düşünülen yat’ı da, kendisinden sonra “Devlet Başkanlığı” yapmış ve yapacak olan insanlara bırakmıştır.

İşte, Savarona’nın hikayesi bu. Ben son olarak şunu söylemek istiyorum: Güçlü devletim, bu yatı satın almalı ve anılarıyla birlikte, müze olarak kullanıma hazır edecek düzenlemeleri yaratmalıdır. Çünkü, gelecek nesiller, bu satırları okuduğunda, eğer bu yatı görmek isterlerse, özel şahıslara ücret ödeyerek değil, belli bir yerde, kıyıda demirlemiş ve müze olarak kullanılan bir yatı ziyaret edebilmelidirler.

Aranan kelimeler:

28 Eylül 2010
bosluk

cumhuriyet tarihi Son Yazılar FriendFeed

kişi siteyi ziyaret etti