Ankara, Hitit Güneş Kursu

Ankara, Hitit Güneş Kursu

Ankaralılar ve Ankara’yı ziyarete gelenler, Ankara’nın en merkezi bölgesi olan, Sıhhıye Meydanında yani Kızılay semtinin Ulus yönünden girişinin hemen başında bulunan, ilginç tasarımlı bir anıtla karşılaşacaklardır. Bu anıt: tasarımı ile her ne kadar ilgi çekse de, ifade ettiği anlamı, logo olarak kullanımı ve anıtın yapımı, ilginç olabileceğini tahmin ettiğim hikayeler bütününden oluşmaktadır.

Buyrun: Ankara’da, hergün yanından, yüzbinlerce insanın gelip-geçtiği “Hitit Güneş Kursu Anıtı” hakkında tamamen gerçek bir hikaye.

Hitit güneş kursu: Anadolu’nun en eski uygarlığı olan “Hattiler”e aittir. Yani: Hitit döneminden öncesine ait bir semboldür. Güneşi simgeleyen dairesel bir şekil ve çevresine yerleştirilmiş öğelerden oluşuyor. Altta, iki adet boynuza benzer çıkıntı var, ama bunların ne olduğu yani ne amaçla yapıldığı tam olarak anlaşılamamıştır. Üzerinde bulunan çıkıntılar: doğanın çoğalmasını, üremeyi temsil ediyor. Kuşlar: bunlarda, doğanın çoğalmasını ve doğadaki hürriyeti temsil ediyor.

Geyik imgesiyle birlikte kullanıldığında: barışı simgeler.

Ahşap asaların ucuna takılarak: dini törenlerde kullanılmıştır. Törenler sonunda ise, kral mezarlarına, ölü hediyesi olarak bırakılmıştır.

En seçkin örnekleri: Çorum-Alacahöyük yöresinde bulunmuştur. Çünkü, burada Hatti krallarının mezarları bulunmaktadır. Hatti kralları öldüklerinde: güneş kursu ve benzeri sembollerle birlikte gömülmüşlerdir.
Evet, Alacahöyük’te: 3.kültür katı: eski Tunç çağına, yani MÖ.2250-2000 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu döneme ait: yani günümüzden 4250 yıl önce, Hattili prenslerin cenazelerinde, dini merasimlerde kullanılmış ve daha sonra mezarlarında, ölü hediyesi olarak bırakılmıştır. Bronzdan yapılmış bu güneş kursları, yazının başında sözünü ettiğim gibi, Hititlerden önce, bölgede yaşamış Hattilere aittir. Bronzdan yapılmış bu güneş kursları, sallandığında ses çıkarıyor ve bu ses, o merasime katılanlara ayrı bir hava veriyordu. Hatti kavmi: Hititlerden, yaklaşık 300 yıl önce, bu yörede varlıkları bilinen bir topluluktur. Aynı zamanda, bunlar, yani Hattiler: Anadolu’da, Türkçenin de içinde bulunduğu “Azyanik” dili konuşan en eski kavimdir. Alacahöyük dışında, başka bir yerde, bunların izlerine rastlanılmamıştır.

Evet, bu ilginç simge: aradan geçen binlerce yıl sonunda, günlerden bir gün, Ankara Belediyesi tarafından,
1973-1977 yılları arasında, Ankara Belediye Başkanlığı yapan Vedat Dalokay tarafından, şehrin simgesi olarak kabul edilmiştir. Bunun üzerine: bir anıt yapılmasına karar verilir. Barışı simgelemesi açısından, geyik figürlü olarak yapılan anıt: heykeltıraş Nusret Suman tarafından yapılır ve 15 Ağustos 1978 günü, açılışı yapılması için hazırlanır. Açılışa bir çok insan davet edilir. Ancak, anıtın mimarı heykeltıraş Nusret Suman, açılışta bulunmamaktadır. Neyse, açılış yapılır ve insanlar dağılır.

Bu sırada: aynı gün sabahı, İzmit yakınlarında bir trafik kazası meydana gelir ve arabası ile şarampole yuvarlanarak kaza yapan ve ölen kimliksiz bir şahsın, daha sonra yapılan kontrollerde, heykeltıraş Nusret Suman olduğu anlaşılır. Üzerinden herhangi bir kimlik belgesi çıkmadığı için, İzmit kimsesizler mezarlığına defnedilen heykeltıraş, açılışın yapılacağı gün, İstanbul’dan Ankara’ya gitmek için yola çıkar, ancak İzmit yakınlarındaki kazada hayatını kaybeder.

Evet, güneş kursu: 1977-1995 yılları arasında, yaklaşık 18 yıl, Ankara Belediyesinin simgesi olarak kullanılır. Ancak: 29 Haziran 1995 tarihinde, Ankara Büyükşehir belediye Meclisinin aldığı karar gereği, bu logo değiştirilmiştir.

Aranan kelimeler:

23 Eylül 2010
bosluk

Mısır, Amarna Tabletleri

Mısır, Amarna Tabletleri

bunu-basAmarna tabletleri (mektupları): İlk defa, Hititlilerin; sadece büyük bir devlet olmaları gerektiğini kanıtlamanın yanında, ayrıca o güne kadar sanıldığı gibi, yanlızca Kuzey Suriye’de yerleşik bir ulus olmadıklarını kanıtlıyordu. Ayrıca: Hititlilerin, kuzeyden güneye göçtüklerini de anlatıyordu.

Amarna; IV Amenophis (MÖ.1370-1350) in yıkılmış sarayının bulunduğu yer. Bu firavun; tam bir hayalperest. Mısır’ın eski tanrılarına ve tapınak düzenine yüz çevirmiş. Ona göre: yanlızca tek bir tanrı var: güneş tanrısı. Üstelik, kendi özel dinini; tüm Mısır’a kabul ettirmeye çalışıyor. Ancak; Mısır’daki tüm tutucu rahipler kendisine düşman oluyorlar. Firavunun bu tavırları, yanlızca ülke içi huzursuzluklara neden olmakla kalmaz. Her zaman, savaşa istekli sınır komşularına, çatışmaya girmek için yeni olanaklar sunar.

Evet: aradan binlerce yıl geçer. Nil’in doğu yakasında, Kahire’den 300 km. güneyde Tell-el-Amarna’da, bir fellah karısı, kendisini rahatsız eden yabancılara karşı, son savunma çaresi olarak, birkaç toprak tabak fırlatır. Amacı; onların meraklı bakışlarından kurtulmaktır. Ama, sonuç bunun tam tersi olur. Yabancıların kafalarına fırlatılanlar, Mısır’ın şimdiye kadar bulunmuş en büyük ve en önemli kil levha arşivinin parçalarıdır. Evet: Amarna arşivi, böyle bulunur.

Bu raslantı yanında, arşivin diğer parçaları ise: 1887 yılından itibaren, Kahire’de antikacılarda, tanesi 10 kuruş gibi çok küçük bir para ile satılmaktadır. 1888 yılında; Kahire çarışsında, 200 kadar parçanın satışa sunulduğu biliniyordu. Tabii, bunu duyan, Enstitüler ve koleksiyonerler, hemen buraya saldırırlar ve yanlızca o yılın birinci ayında, ilk parçalar Londra ve Berlin’e ulaştırılır. Özellikle, Avusturyalı koleksiyoner Theodor Graf’ın elinde, 160 parça toplanır. Zamanla; Berlin Müzesi, bunları satın alır ve sergilemeye başlar.

İşte, Mısır bilimcilerin ele geçirdikleri, bu dönme firavunun yazışmalarıydı. Hem sadece ele geçirmekle kalmadılar, çok kısa sürede yazılı bilgileride okuyabildiler.

Mektuplar, o zamanki Mısır’ın ve Önasyanın siyasi durumunu, ayrıntılı bir tablo halinde, göz önüne sermekteydi.Sayısı çok fazla olan Amarna yazışmalarından, yanlızca iki tanesi, Hitit krallarından, firavuna yazılmış olması nedeniyle, önem kazanıyordu. Bundan başka: Hitit savaş birliklerinin, Suriye dış sınırında giriştikleri eylemlere ait, bir yığın rapor vardı. Mısır firavunlarına karşı ” kardeşim ” diye hitap edilen küstah prens mektuplarından, kendi kızlarını sık sık Mısır’lıların haremlerine göndermek zorunda kaldığı halde, bu kez birden şımarıp işi firavun kızlarından birini kendi haremine istemeye kadar vardıran, fakat horlanarak retedilen mektuplar vb.gibi. Özellikle: Suppiluliuma isimli Hitit kralının, dönme firavunun tahta çıkışı dolayısıyla gönderdiği kutlama mesajının bulunduğu tablet, en ilginç olanıdır. Çünkü; tarih olarak, Mısır’da hüküm sürmüş bir firavunun döneminde, hitit ülkesindeki bir kralın varlığı ve yaşadığı dönem kanıtlanmıştır. Daha önceki dönemlerde, Hititliler hakkında, bu tür herhangi bir kanıt sözkonusu değildi.

Aranan kelimeler:

15 Mart 2009
bosluk

cumhuriyet tarihi Son Yazılar FriendFeed

kişi siteyi ziyaret etti