Önce Solace gemisi, sonra Ankara Gemisi

4.610 kez okundu.

7 Aralık 1941 günü Japonlar: Hawai adalarının “Oahu” adasında bulunan Amerikan Pasifik filosuna büyük bir saldırı düzenlerler ve bu saldırı sonucunda: gafil avlanan Amerikan güçleri: 12 savaş gemisi, 188 savaş uçağı kaybeder ve 2400 Amerikan askeri ölür. Yani: limanda bulunan Amerikan savaş gemilerinin hepsi hasar görür. Yalnız: bir gemi hasar görmez. Çünkü, bu geminin, her iki yanında da: “ gayet büyük haç” işaretleri bulunmaktadır ve hastane gemisi olarak kullanılmaktadır.

Bu gemi: 25.000 Amerikan gencini, savaş bölgelerinden, Amerika’ya taşır. Savaş sonrasında ise, Solace gemisi sayesinde hayatını kurtaran Amerikalı gençler bir dernek kurarlar ve bir madalya yaptırırlar. Madalyanın üzerinde, Solance gemisinin resmi bulunur ve bu madalyaları takmaya başlarlar. Amerikan devleti, bu durumdan rahatsız olur. Solance gemisini yok etmeye karar verirler. Ancak, sapasağlam gemi, nasıl yok edilecek? Başlıca çözüm olarak: geminin uzak bir ülkeye satılması ve makyajının değiştirilerek, başka bir amaçla kullanılmasına karar verilir. Çünkü, Amerika’da gemi, savaş karşıtlarının bir simgesi haline gelmektedir.

xxxxxxxxxxxx

Gelelim, Türkiye’ye: II. Dünya Savaşı biter, 1945 yılında, ülkemizde, deniz yollarındaki yolcu talebini karşılamak için, yeni yolcu gemilerinin alınmasına ihtiyaç duyulur. İlk müracaat edilen Amerika’nın: elinde, ihtiyacımızı karşılayacak, çalışır durumdaki 6 gemi, yolcu gemisi olarak kullanılmak üzere satın alınır.

Bu gemilerden bir tanesi: 1933 yılında yapılan; 125 metre uzunluğunda, 19 metre genişliğinde, “Solage Ah 5” adıyla Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafından kullanılan bir hastane gemisiydi. Evet, tahmin ettiğiniz gibi, biraz önce sözünü ettiğim, bu gemi, 1948 yılında, Türkiye’ye yolcu gemisi olarak satılıyor. Bu güzel gemi; aynı yıl, yapılan tadilatlar sonucu, bir çok kamaralı bir turistik yolcu gemisi haline sokulur. İsim olarak ise “Ankara” ismi konulur. Uzun bir yolculuktan sonra, Türkiye’ye getirilir.

Evet, güzel ve rahat bir gemi olarak “Ankara” gemisi öne çıkar. Beyaza boyanır. Geniş salonları, rahat yemekhaneleri ve bir de garajı bulunmaktadır. Yani, yolcuların araçları da, geminin yan tarafındaki kapaklar açılarak, iç bölümde bulunan garaja alınabilmektedir. Ankara gemisinin her sefere çıkışı ve her seferden dönüşü, gazete sütunlarında haber olurdu.

Ekim 1977 tarihinde, gemi sökülmek üzere: Halit Tersanesine yanaştırıldı. Tüm güverte üstü söküldü, kesilip ayrıldı. 1979 yılında ise: bir römorkör eşliğinde; İzmir Tersanesine çekilerek götürüldü.

Bu sırada: İstanbul-Kasımpaşa Cami Altı Tersanesi yanında bulunan ve 1776 yılında, Sadrazam Çorlulu Ali Paşa tarafından yaptırılan: Çorlulu Ali Paşa camisinde; çatıdaki onarım sırasında kullanılan kaynak nedeniyle büyük bir yangın çıkar ve hasara neden olur. 1980 yılında: Caminin restorasyonuna başlanır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Haliç Tersanesi yakınlarındaki caminin onarımı tamamlanır. Ancak; şadırvan kısmının onarımına sıra geldiğinde, şadırvan çatısının kurşun bölümünün yenilenmesi gerektiği anlaşılır. Ancak: kurşun bulunmamaktadır. Kıtlık yılları. Etibank dahi, kurşun talebini geri çevirir. Şadırvan, çatısız kalma durumundadır. Birçok yere, şadırvan çatısı için kurşun plakalara ihtiyaç bulunduğu haberleri gönderilir.

İzmir-Aliağa Tersanesinde; römorkör eşliğinde getirilen; Ankara gemisi, tamamen sökülerek, jilet olmayı beklemektedir. Bu sırada; İstanbul’dan gönderilen, şadırvan çatısı için kurşun ihtiyacı bulunduğu haberleri buraya kadar ulaşmıştır. Aliağa Tersanesinde görevli, emekli bir asker; geminin mazisini, geminin bir hastane gemisi olarak kullanıldığını bildiğinden (çoğu insan tarafından geminin bu özelliği tamamen unutulmuştur): geminin içinde kurşun bulunabileceğini düşünerek, İstanbul’daki sökümde, dokunulmayan gemi duvarlarında araştırma yapar ve röntgen odasının duvarlarında, kurşuna rastlar. Duvarlar söküldüğünde ise, röntgen odası olarak kullanılan yerin duvarlarının, radyasyondan korunmak için tamamen kurşun kaplanmış olduğunu görür.

İstanbul Haliç Tersanesine haber verilir ve buradaki görevliler gelirler, hayretler içinde, Ankara gemisinin, daha önce röntgen odası olarak kullanılan, kamarasının odasının duvarlarındaki kurşun levhaları sökerek, İstanbul’a götürürler ve Çorlulu Ali Paşa Camisinin şadırvanının çatısı bu kurşun levhalarla kaplanarak, restorasyon çalışmaları tamamlanır. Evet, Çorlulu Ali Paşa. Zamanında; Padişah’ın kızıyla evlenerek, Saraya damat olarak giren, daha sonra Sadrazamlık mevkiine kadar ulaşan ve İsveç-Rus savaşında, İsveç tarafının tutulmasını sağlaması ve İsveç’in Ruslara yenilmesi nedeniyle idam edilerek öldürülen bir paşa.

Ankara Gemisi: 5 Mayıs 1981 tarihinde, İzmir-Aliağa Tersanesinde tamamen parçalanarak yok edilir. Keşke, tarihi süreç içinde oynadığı rolü iyi bilinse idi ve parçalanmasaydı. İnanıyorum ki, günümüzde, Amerika’dan yanlızca bu gemiyi görmek için binlerce insan, ülkemize gelebilirdi. Çünkü: başta da belirttiğim gibi, gemi, canını kurtardığı insanlar tarafından, büyük bir idol olarak değerlendiriliyordu.

Neyse: günümüzde, yine de bu gemiden geriye kalmış birkaç obje var. Bunlar: T.Denizcilik İşletmelerinin Tarih ve Sanat Müzesinde sergilenen: geminin dümeni ve İstanbul-Kasımpaşa-Haliç Tersanesinde bulunan Çorlulu Ali Paşa camisinin şadırvanının çatısı. Yolu buraya düşenler, şadırvandan buz gibi su içerek serinlerken, başını kaldırıp, şadırvanın çatısına bakmayı ihmal etmesinler. Kahraman gemiden, geriye kalan bir parçayı görüp, bu satırları hatırlayarak, tarihin derinliklerine kısa bir yolculuk yapabilirler.

Aranan kelimeler:

Önce Solace gemisi, sonra Ankara Gemisi ile Benzer Yazılar:

10 Eylül 2010 Saat : 5:27

“Önce Solace gemisi, sonra Ankara Gemisi” için 1 Yorum

  1. güncel blog diyor ki:

    güzel, teşekkürler.

Önce Solace gemisi, sonra Ankara Gemisi Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz


cumhuriyet tarihi Son Yazılar FriendFeed

kişi siteyi ziyaret etti